Etiketler

Geceleri halen minimum 2 kere uyansam da sabaha kadar beşik salladım diyemem, fazla mesai yapmıyorum, bütün evi indirip temizlemedim ya da ne bileyim her gün 100 m. koşmuyorum, o çok hayalini kurduğum 3 çocuk annesi de değilim henüz ama çok ama çok yorgunum… Kendimi bırakmak istiyorum, hiçbir şey yapmadan öylece durmak istiyorum. Sabah çalan saati dövmek ya da pencereden atmak sonra da çocukluğumuzun dizisindeki Tatlı Cadı Samantha gibi burnumu oynatarak olduğum yerden her şey olsun istiyorum ama aslına bakarsanız benim burnumu kımıldatmaya bile gücüm yok… Sağlam kafa sağlam vücutta bulunuyorsa yorgun kafa da yorgun vücut yaratıyor diyebilir miyiz? Annemle konuşuyorum böyle, “Çok yorgunum anne” diye… “Gönül yorgunu derler ya öyle oldun sen kızım” diyor. Aslında kendisi de benden farksız değil ama o anne işte o yüzden bana teselli veriyor. Annem öyle deyince hah diyorum tam da aradığım lafı buldu annem; ben gönül yorgunuyum!

3 hafta önce bakıcı hüsranı ile başlayan ne olacak şimdi krizi, oğlum alışabilecek mi, ben ne biçim anneyim vicdanları, yeni bakıcı bulup alışma evresi, sabahları kapıdan çıkmadan önce yaşadığım “gitme anne gitme” yakarışları taşıyor bedenimden, bana ağır geliyor. Aslında beklediğimden daha kısa zamanda ve daha kolay aştık bu krizi diye düşünüyorum. Telefonda anneme ağlarken sakinleştirip güven vermeseydi, 2 gün içerisinde alelacele atlayıp gelmeseydi İstanbul’a, eşimin ailesi kol kanat gerip yanımızda olmasaydı ne yorgunu olurdum acaba? İnsan ailesinin kıymetini asıl çocuk sahibi olunca mı anlıyor acaba? Belki ancak o zaman görüyor ne zor büyüyor o küçük insan yavrusu…. Bu arada eşim tatile gidelim diyor, öyle uzun değil 3 günlük bir tatile, kafamızı dağıtalım, çok bunaldık bu ara diyor, hadi gel baş başa gidelim… BAŞBAŞA MII !!??!!? Hepsi güzel hoş da ben oğlumsuz tatile gitmem diyorum. Gülüyor bana, ikna oluyor ne yapsın. Hep birlikte tatile gidiyoruz. Çok cazip geliyor tatil fikiri. Şimdi onun hayalindeyim, yorulan gönlümüzü tatile çıkaracağız hep birlikte…