Etiketler

, ,

Uyuyor… Huzurluyum… Bugün sabah 07:15’ten bu saate kadar neler oldu neler bitti unutup normal insanlar gibi bir akşam geçirmeye çalışıyorum…Günün en sakin ve sessiz zamanın tadını çıkarıyorum…

Yarın Pazartesi ya, ben işe gideyim valla, ben işe gideyim gerekirse de sabaha kadar çalışayım inanın daha kolay! Yok pazartesi sendromuymuş, yok yarın iş varmış… Çok değil bir çocuğun olsun, oh mis ilaç gibi geliyor bütün bu sendromlara. Sendrom mendrom kalmıyor. Ofise koşa koşa gidiyorsun hatta çalışıp bir de üzerine dinlenmiş hissediyorsun kendini! Ofiste kimse benim sabrımın sınırlarını test etmiyor, ya da bir kamera şakasının içinde olduğum hissiyatıyla sağa sola bakınmak suretiyle olaya son vermek için kamera arattırmıyor, bir dakika önce “evet” dediğine bir milisaniye içerisinde tam da sen evet dediği o şeyi yapmak üzereyken çığlıklar atıp kendini yerlere atıp ağlarak sanki evet dediği şey hayırmış gibi ağlamıyor! İşte yazarken bile ne kadar zor… Yok canım çıldırmadım, hala normalim…Ben de eşim de hala normaliz…

Sabah yumurtayı çiğ yiyeceğim diye tutturuyor bir fasıl! (Yazarken çok kolay oldu bunu böyle basitçe bir cümlede ifade etmek bu sebeple okuduğunuz gibi bir tutturma olmadığını belirtmeden geçmek istemiyorum….) Kendini yerden yere atıyor, hani sanki siniri başka şeye de yumurtadan çıkarıyor hırsını… “İyi” diyorum. “Gel al, çiğ ye oğlum yumurtayı” Es kaza yerse de sesi güzel olur diye rahatlatıyorum kendimi…Bu arada yumurtayı bir kaseye kırıyorum. Aman sen misin bunu yapan meğersem beyefendi kendisi kıracakmış! Yine yerlerde!!! Babamız yetişiyor imdadımıza, bizimkinin aklı karışıyor…Komiklikler, bıdı bıdı derken susuyor…Bu arada ona laf yetiştirirken haşlanması için çaktırmadan suya koyduğum yumurtayı yine çaktırmadan yumurtalığa yerleştiriyorum. Bir de yumurtayı sevimli kılacağız ya haşlanmış yumurtaya keçeli kalemle göz, kaş, ağız yapıyoruz tam bu sırada yine bir ağlama krizi baş gösteriyor. Meğersem o yapacakmış! Niye ben yapmışmışım!!! SABIR SABIR YAA SABIRR! Yumurtayı ters çeviriyorum, temiz kısmı geliyor. Neyse ikna oluyor; kaş göz yapıyor kendince sonra da ” Annee baaaakkkk” diye sanat eserini gösteriyor. Hayır bir de sevimli kereta. Kızdığın şeyi bir dakika sonra unutturuyor…Yumurtayı allayıp pulluyoruz ama yemiyor çünkü o hengamenin içerisinde yumurtasını kaçırmışım tabii, rafadan yapamamışım, beğenmiyor…Kahvaltı faslı sonrasında kendime pazardan bir gün çalayım da kuaföre gideyim istiyorum ama ne mümkün! Küçük Bey izin vermiyor; “Anne gitmesinnn!!! Anneee Gitmeeee!!!!” Yine yerlerde… Arkamdan ağlarken evi terk etmek istemediğim için ikna yolunda ısrarcıyım ama kendimi SABIR çekerken buluyorum yine… Bir ara ikna ışığı görünce ben vınnnn koşuyorum kuaföre…Saçlarımı kestiriyorum, ojeler sürdürüyorum, fönler çektiriyorum ohh çok keyifliyim…Eve geliyorum ev savaş alanına dönmüş. Her yer her yerde. Babamızın sinir sınırı “doruk” yapmış, o da SABIR çekiyor. Bu arada dışarı çıkmamız gerekiyor. Aceleyle evi toparlıyoruz. Üstünü değiştirmemiz lazım hayır giyinmiyor! “Tamam gitmeyelim o zaman” diyoruz; “Gideceeeeemmm!!!!” diye ağlıyor bu sefer de. Tam kazağını giydiriyorum ben bunu sevmedimler başlıyor; “Çıkar anneee kazağı çıkarrr çıkarrrrr rahat diill buuuu…” Çıkarıyorum, başka bir şey giydiriyorum…Etiketi varmış onun; “Kessss kessss etiketini kes anneee!!!” Etiket kesiliyor bu sırada koltuğun üzerinde duran battaniyenin etiketine gözü takılıyor; “Anneee bunu da kesss kesss kesss anneee” battaniyenin de etiketini keserken buluyorum kendimi!!?/%&& “Oh şimdi sıra pantolonda” diye düşünüyorum. İyi tarafından bakıp “Neyse canım, %50’si giyinik şu an.” diye geçiriyorum içimden…

Yoldayız….Arabadayız, çok yorgunuz. Bizim konuşacak halimiz yok ama başlıyor minik adam; ” Baba, babaacığımmmm” diyor sanki bir dakika önceki canavar o değimiş gibi “Arabayı durdurunca kucaaağına otuuucam, ben kullancaaam” Babası şimdi değil ama eve dönüş sonrası için söz veriyor ona. Neyse gideceğimiz yere gidiyoruz oradan kalkıyoruz sonra bir alış veriş merkezine gidelim diyoruz; alacaklarımız var. Tam otoparka girmek üzereyken Doruk’un uyuduğunu fark ediyoruz. Sanki biri düğmesine basmış gibi…Bir saniye önce gözü açık değil miydi bu çocuğun! Otoparka girmekten vazgeçiyoruz. Geri geri ilerlerken otoparktaki görevlinin dumur yüzünü görüyoruz! Güvenlik görevlisi şaşkın; arabayı kontrol etmiş, biz içeri gireceğiz diye beklerken geri gidiyoruz! “Çocuk uyudu da vazgeçtik bu yüzden” diye açıklıyoruz durumu…Yüzümüzde dünyanın en sevimli ifadesi….Eve dönüyoruz…Uyku sırasında evde her şey normal, eşimle yemek yiyoruz muhabbet ediyoruz. Tabii çok değil 1,5 saat sonra uyanıyorr!!!! Uyandığı gibi ilk sözü “Söz veeemiştin babaaa hani ayaba kullanacaktım” olur mu bir çocuğun!!! Fil hafızası mı var bu çoçuklarda!!! Adamcağız üzerini giyiniyor söz vermişiz ya bir kere…Yine aynı kareler başlıyor. Sırasıyla; Üzerimi giymeyeceğim!!!! Beremi takmayacağım!!! Dışarı çıkmayacağım!!! Hayır çıkacağımm!!! Üstünü giyiniyor bu sefer “Anne de gelsinn!!!!” başlıyor. Babamızın sabrına hayran kalıyorum. Üşenmeden anlatıyor ona, açıklıyor; ” Dorukcuğum, anne evde kalsın bize balkondan el sallasın, biz gelince anneye anlatalım nasıl araba kullandığını tamam mı babacığım…” Yok seninki yerlerde…Neyse bir şekilde çıkıyorlar dışarı…Ev sessiz…Hoş fazla uzun sürmüyor, 10 dakika sonra geri geliyorlar. Dönmek istemiş ama daha apartmana girerken gitmeyelim diye ağlamaya başlamış!!! Evde çılgınca ağlayan bir çocuk. Dışarı çıkacağım diye yırtınıyor…Bu çocuğa kesin bir şey oldu bugün, normal değil bu davranışları diye düşünüyorum…Tamam “2 Yaş Sendromu” diye bir şey var biliyorum da çok abartı bugün. Tutturur ama böyle ağlamaz her şeye bu yüzden biz de biraz alttan alıyoruz. Babamız yine sabırlı “Tamam peki ağlama hadi geri dönelim” diyor zannediyoruz ki susacak gidecekler; Haaayır annem de gelsinnn başlıyor yine!!! “Tamam ben de geleyim” diyorum, pes ediyorum…İkimiz de tükenmişiz. Kotumu giyiyorum…Doruk ağlamaktan içini çekiyor, konuşamıyor, yüzü kıpkırmızı….”Hadi hazırım” gidelim diyorum. “HAYIRRRRR babam götürecek !!!” diye ağlıyor şimdi de!!! İşte bu sahne bizim koptuğumuz an oluyor… Ben kamera arıyorum evin içerisinde…Hayır hemen el sallayayım da bitsin bu işkence…Kamera yok! Şaka filan değil! Hepsi gerçek bunların! Ama olsun biz hala normaliz!