Etiketler

,

“İşte harika bir cumartesi!” diyerek güne ekstra enerjik ve neşeli başladım bugün. Hava hala soğuk olsa da ve güneş henüz bizi tam anlamıyla ısıtamasa da varlığı bile yetiyor insana.

Babamız iş gezisinde olduğu için oğlumla kahvaltımızı yaptıktan sonra aldım onu parka götürdüm. Doruk’la dışarı çıkarken en çok sevdiğim şey onu güzel güzel giydirmek. Tabii bu “güzel güzel giydirmek” kavramı erkek çocuk sahibi bir anne olarak gömleğin üzerine ona uygun bir kazak giydirmekten öteye geçemiyor ama olsun; özeniyorum kendimce. Saçlarını punk model yukarı yukarı taradım. Bu saydığım iki üç şeyi bile yapmak öyle kolay olmadı tabii ki; istemiyorumlar, taramalar, dışarı çıkmayacağımlar, hemen arkasından çıkacağım anneler, çıplak bir şekilde masanın altına saklanıp giyinmeyeceğim nöbetleri…vs…vs… En sonunda dışarı çıktık. Ben sarı montumu giyindim. Doruk’a da çok sevdiğim sarılı lacivertli montunu giydirdim. Hani böyle anne oğul takım yaptık.  Doruk elimden tuttu. Konuşa konuşa parka doğru yürüyoruz zira kendisi sürekli soru halinde; “Anne, kedi yeden miaav der?! Aç olunca mı deerr?”, “Anne, arabalar yoldan geçeeken geçeesek ye oluuu?” “Anne bugün hava souuuk diil mi? Güneş vaa mı?” vs. vs.. Uzaktan yol kenarındaki apartmanların bahçe katında oturan yaşlı bir teyzenin gözünün bize takıldığını farkettim. Teyzenin yanında yine kendisi yaşlarda bir bayan arkadaşı var. Önlerinde Türk kahveleri ve minik bir kasede lokum…Oh hayat onlara güzel! Biz karşıdan onlara doğru yürüyoruz. Teyzenin arkadaşı bir şeyler anlatıyor ama bizim teyze pek dinlemiyor onu gibi…onun gözü bizde…Onlara doğru yaklaştıkça gülümsemeye başladı teyze. Ben de gülümseyerek selam verdim onlara. Ben selam verince teyze; “Oh kızım size bakıyorum deminden beri, içimi açtınız! Ne güzel giyinmişsiniz, çok tatlı görünüyorsunuz, bahar geldiğini hissettirdiniz bana kızım…Ana oğul çok güzelsiniz. Allah bağışlasın!” dedi. Tabii benim inanılmaz hoşuma gitti bu durum. Ağızım kulaklarımda…”Çok teşekkür ederim. Siz de benim içimi açtınız bu güzel sözlerinizle…” dedim. Bu arada yanımdaki ufaklığın devreleri karıştı tabii… Biliyordum başıma geleceği…”Ne açtı?” “Kim açtı?” “Ne kapalıydı?!!!” Daha lafımız bittttttiii seninki başladı; ” Anne, teezeee ne dedii?”, “Ne açmış teeeze anne!!?”, “Nasııı içi açııııımış?”,  “Ne demek anne?”, “Sen ne açtın anne?? ”

Deyimlerle çoktandır başımız dertte…Hadi anlat şimdi “içi açılmak” deyimini anlatabilirsen…