Etiketler

Çocukların şu yalansız dolansız dümdüz dünyasına hastayım. Aklına ilk geleni söylemeleri, ayıp, söylenmez, yapılmaz bilmemeleri ne büyük özgürlük…Mesela geçen gün market alış verişi yaptık asansördeyiz, otoparka iniyoruz asansördeki iri yapılı, pala bıyıklı adam Doruk’un ilgisini çekiyor…Adama dikkatli dikkatli bakıyor…”Eyvah! Bir şey patlatacak belli!” diye düşünmeye kalmadan seninki; “Anne onun bıyıııı vaaa mı?” diyor 🙂 Adamcağız gülmeye başlıyor. Başka bir gün saçları beyazlaşmış bir teyze Doruk’u seviyor, ona bir şeyler diyor ama bizimkinin gözü teyzenin saçlarına takılıyor. “İşte şimdi yine bir şey gelecek!!!” diye düşünürken Doruk’tan soru geliyor tabii; “Annee onun saçlarına yee omuşş?!!!” Bu gibi durumlarda bir anne olarak çoğu zaman ne yapmalı, ne demeli bilemiyorum… Teyzenin yanında “teyze yaşlı o yüzden saçları beyaz” desen ayıp olur, cevap vermesen gülsen yine mi ayıp olur?! Niye bu çocuk beni böyle zor durumda bırakıyor ki?!! Hayır anne olduğum için o anda söylediğim söz, verdiğim tepki toplum tarafından önem taşıyor…Kendimi baskı altında hissediyorum, benden beklenen tepkiyi vermek durumunda hissedip saçmalıyorum çoğu zaman. O ise rahat rahat diyeceğini diyor, içinde kalmıyor ama yine gerilen sıkılan ben oluyorum. Bu nasıl iş ama ya?! Çünkü o çocuk biz yetişkiniz tabii ki… Acaba diyorum çocuğu hiç “öyle denmez, böyle yapılmaz…” gibi kalıplarla düzeltmesem mi? Hep hayatı boyunca aklından geçeni söylese mi? Yani tabii ki de hep aklından geçenleri söylesin asıl istediğim bu ama bir yol yordam bilsin istiyorum bir yandan da…Eee düzeltmeden de nasıl öğrenecek ki bu yol yordamı?!

Sözünü ettiğim "kilitlenme bakışı"nı merak ediyorsunuz. İşte tam da böyle bir şey!

İşte sözünü ettiğim o kilitlenme bakışı!

Geçen gün kilolu bir tanıdığımız için hem de o kişinin yanında “Annne ablanın göbeeeiiii bööööleee” diye eliyle göstermesine ne demeli?? Hayır bir de komik de görünüyor bunları söylerken tabii..Yani ben nasıl tutayım kendimi? İtiraf edeyim bazen Doruk’un o “kilitlenme bakışı”nı yakaladığım an biliyorum ki bir soru gelecek ve ben zor durumda kalacağım hemen onun aklını karıştırıyorum. Ama bir yandan da kıskanıyorum onun bu dümdüz dünyasını. Çünkü dilin kemiği yokken varmış gibi davranmak da yoruyor insanı…