Doruk iki yaşına girdiği gün ona adıymış, soyadıymış, yaşıymış, oturduğu semtin adıymış, şehir ismiymiş gibi detayları öğretmek için kolları sıvadım. Adını tabii ki biliyordu ama iki ismi olduğu için ve biz sadece ilk ismini kullandığımız için her iki ismine de kulağı alışsın ve ileride ikinci adı ile de seslenildiğinde şaşırmasın diye Doruk Efe Dirik şeklinde tam adını öğrettik. Yalnız yaş kısmı ile ilgili yaşadığım problemi hiç birisiyle yaşamadım diyebilirim! Artık neredeyse iki buçuk yaşına geldi ama ben hala başarıya ulaşabilmiş değilim!!! Şöyle anlatayım;

İkinci doğum günü kutlamasının hemen ardından alıyorum Doruk’u kucağıma. Kısa ve net bir şekilde anlatmaya çalışıyorum ki aklı karışmasın;

– “Dorukcuğum sen artık 2 yaşında oldun, tamam mı anneciğim?”

– Tamam anne

– Yaaaniiii biri sana sorarsa; ‘sööyle bakalım, sen kaç yaşındasın?’ dersee ‘iki yaşındayım’ diyeceksin tamam mı?

– Tamam anne

– “Hıhh, aferin benim oğluma… Artık benim oğlum koooocaaamn olduuu! İki yaşında olduuuu! Pastasını kestik bugüüüünn, kutladık oğlumun doğum gününü di mi canım oğlum beniimmmm….” derken ben yine kendimi kaybedip çocuğa dalıyorum. İki yanak, bir gıdık, biraz göbek, biraz bacak şeklinde haşince öpüyorum seviyorum… Gülmeler, kahkalar…Oh mis gibi harika bir şey bu! Neyse öpücük ve yeme molasından hemen sonra tam da sıcağı sıcağına tekrar soruyorum Doruk’a;

– Hadi söyle bakaaalımmm, sen kaç yaşındaymışsın yani Dorukcuğum?

– Üşş anne üşş!!!!

– ???!!!!+%&%(=%&+/!!!%!?? Üç müüü?! Yok….Dorukcuğum, sen daha üç olmadın anneciğim. İki yaşındasın… İki de bakayım?”

– Demicem anne demicemmm!

– Doruk iki yaşındaaaaaa, bugün pastasına tam iki tane mum koyduk üflediiikkkk. İki yaşında oldu Dorukk!!! Kaç yaşındaymış Doruk?

– Üşş!

– ???!!!!+%&%(RY%&+/ !!!!

Ben burada konuşmayı bırakıyorum haliyle! Oğlum kendini üç yaşında sanıyor! Hem de daha yeni pastasını kesmiş, doğum gününü kutlamışken. Hayır ben bu konuyu sorun etmiyorum o an için ama konu zaman içerisinde farklı bir boyuta ulaşıyor. Doruk’la parktayız. Kaydıraktan kayıyor, yerlere oturuyor… Aman ne keyifliyiz, ne eğleniyoruz. Parkta başka çocuklar da var. Onlar da anneleriyle. Birbirini hiç tanımayan iki kadın konu çocuk olunca saatlerce oturup sohbet edip, o gün o parktan en iyi arkadaş olarak ayrılabilirler. Çocuklar birbirleriyle oynarken haliyle anneler de önce kendi oğlunun adını söyleyip ona seslenmek suretiyle muhabbeti başlatıyorlar. Mesela;

– Alii, oğlum hadi gel buraya…Bak burada kardeş var, kardeşle oyna sen de…Adı neymiş kardeşin, hadi sor bakalım? Genelde bu soruya çocuk kendi cevap vermediği için cevap anneden geliyor. İşte bizde de aynen böyle oluyor. Doruk bu soruya cevap vermediği için ben;

– Adı Doruk, sizinkinin adı ne? diye cevap veriyorum. O arada konuşuyoruz. Ben onun oğlunu seviyorum, o Doruk’u… Kadıncağız Doruk’la konuşmak için bir sürü soru soruyor ama yok seninkinin aklı başka yerde duymuyor bile kadını…Çok meşgul koşuyor, geliyor, kayıyor, bana bir şey anlatıyor vs… Sonra birden kadıncağız;

– Doruk kaç yaşında? diye BANA soruyor.

– İkiii, deeerken yanımdan Doruk’un sesini duyuyorum. İnanamıyorum duyduğuma!

– ÜŞ!!! anne Üşş!!!!

Kadın bir bana bir Doruk’a bakıyor… Yani yarım saattir hiçbir soruya cevap vermeyen çocuk yaşı söz konusu olunca cevap veriyor. Gel de delirme!!! Bir de doğru söylese bari! Kesin özel yapıyor bu çocuk bana! Ona öğretmeye çalışıyorum ya! Hayır Doruk öyle emin bir duruş sergiliyor ki, ben yalan söylüyormuş gibi kalıyorum onun yanında. Kendimi savunma ihtiyacı hissedip Zeyno gibi bütün hikayeyi anlatmaya hazırım. Yani ben Doruk’a yaşını öğretmeye çalışıyorum da, o iki demiyor da, üç diyor da diye…Kadın bana ;

– Doğum tarihi ne? diye soruyor bu sefer. Doruk’la doğum günlerimiz bir gün arayla…Boş bulunup 23 Ekim yerine 24 Ekim 2009 diyorum…Sonra ‘Ay o benim doğum günüm, Doruk 23 Ekim’ diyorum ama geçmiş olsun tabii…Zaten çocuğun çok emin olmasından kelli şüpheli bir duruşum var, üzerinde bir de oğlunun doğduğu günü karıştıran bir kadın! Sanki çocuğunun yaşını küçültmeye çalışır gibi…Hayır ben de sadece tarih söylesem ya, niye gün, saat şeklinde çetelesini veriyorum ki…Ama o an vukuatlı nüfus cüzdanı örneği sorsalar onu bile vermeye hazırım! Şaka gibi bu çocuk!

Son 5-6 ay boyunca biri bana Doruk’un yaşını soracak stresi yaşadığım için midir yoksa Doruk bilinç altıma üç yaş olayını çaktırmadan işlediği için midir bilemiyorum, sadece bir defalığına yaş sorusuna boş bulup “Üç yaşında” dedim. Hayır bu sefer yine Doruk’la uğraştım tabii; “Annee, sen üş mü dedin?”, “Ben üş yaşında mıyım anne?”, “O teezeye ye dedin anne?”, “Yeden üş dedin?!” …