Gurbet

İlk kez annemin, ailemin yanından ayrıldığımda 22 yaşımı yeni bitirmiştim…Ne zor gelmişti bu ilk ayrılık…İlk 3 ay annemle telefon konuşmalarımız 1-2 dakikalık karşılıklı sessiz ağlamalardan ibaretti… İki tarafın da sesi çıkmazdı özlemden…Sessizce ağlardık telefonun öbür ucundan… Türkiye’ de internet daha yeni yeni kullanılıyordu o zamanlar…Skype yoktu, ICQ vardı ama annem bilgisayar kullanmayı bilmiyordu o zamanlar… Hoş zaten bilse de benim yanımda taşıyabileceğim kendime ait bir bilgisayarım da yoktu o zamanlar… Elimde Türkiye hatlı bir cep telefonum vardı sadece, hani zor zamanlar için… İlk günler 10 İngiliz sterlini karşılığında 40-50 dakika konuşabileceğim telefon kartlarından haberdar değildim henüz. Bu sebeple annemle 1-2 dakikalık sessiz ağlayışın bedeli bana 5 sterline patlardı. Telefon kulübesine gitmeden önce yolumun üzerindeki markete uğrar bir şeyler alır ve bu bahaneyle elimdeki 5 sterlini bozdururdum. Türkiye’deki gibi bir yere girip de elimdeki kağıt parayı uzatarak; “Şunu bozabilir misiniz?” diye sormayı yemezdi gözüm… Telefon kulübesine doğru yolda yürürken kendi kendime ağlamayacağıma söz verirdim. Aslında “sıla hasreti” dışında hiç bir sorunum da yoktu benim; kaldığım yerden, yanında yaşadığım aileden, okulumdan, arkadaşlarımdan ve o an orada bulunuyor olmaktan çok da memnundum… Anneme de bunları söylemek ve “Beni merak etme anneciğim, bak ben çok mutluyum!” demek için hazırlardım kendimi ama telefon çalıp da annemin “Alo” diyen sesini duyduğum an gözlerimden yaşlar fışkırır, sesim çıkmaz, kelimeler boğazımda düğüm olurdu…”Alo” bile diyemezdim de annem ağlama sesimden tanırdı beni…”Kızımm, Ceydacığımm sen misin?” derken birden susar gerisini getiremezdi…Karşılıklı susardık telefonda… Annem suskunluğunu yenip güç vermek için konuşmaya çalışsa da sesi ele verirdi kendisini…Telefon kapanmadan bir kaç saniye önce kesilme sinyali verirdi… Sırf annem orada kalsın diye 1 sterlin daha atardım ama yok çıkmazdı sesim, ağlamam geçmezdi benim…Telefon kesilince annem endişeyle cep telefonumdan tekrar arardı. Okulun bilgisayarından küçük teyzeme uzun uzun mailler yazar, iyi olduğumu annemin sesini duyunca niye öyle olduğumu bilmediğimi, annemin benim için hiç endişelenmesine gerek olmadığını anlatırdım. Teyzem de anneme okurmuş maillerimi…

Geçen pazar arabada giderken Erol Evgin’in “Memlekete Hasret” şarkısı çalıyor. Karı koca çok severiz Erol Evgin’i… Şarkı beni aldı içine, dinlerken o günler geldi aklıma, bunları düşündüm. Sonra arka koltukta oturan oğluma baktım. Devrim’le çıkıyorduk daha o zamanlar. O da başka bir ülkedeydi, öğrenciydi. Her gün telefonla en az yarım saat konuşurduk sanki aynı şehirdeymişiz gibi… Çok özlerdik birbirimiz…1,5 sene böyle geçti… Ne çok hasret çekmişiz dedim…Doruk susmadan konuşurken arka koltukta “Bir gün gelecek telefonun diğer ucundaki anne ben, benim yerimdeki çocuk da Doruk olacak” diye düşündüm…ve gülümseyerek şarkıyı söyledim…

Erol Evgin – Memlekete Hasret

Gurbet’ için 5 yanıt

  1. 18indeydim evden ayrıldığımda. Her yaz kamplarda geçtiği için alışkın olduğumu düşünürdüm. Ama değilmiş meğer. Tatillerde eve geldiğimde, annemin dolabını açar giysilerini koklardım. Kokusu sinerdi çünkü. Annem her telefonda “Allah böyle ayrılık versin” derdi. Allah böyle ayrılık versin, çocuklarımıza da. Keyifleri yerinde olsun da boğazlarına düğümlenen bizim sesimiz olsun yalnızca. Başka sorunlar değil.

    Beğen

    1. 🙂 Benim annem de her zaman “Allah böyle ayrılıklar versin kızım” der. Ne güzel yazmışsınız; keyifler yerinde olsun da mesafeler sorun değil doğru…

      Beğen

  2. Yok hayır Ceyim..Uzun uzun yazdığın mailleri süzerek anlatırdım ablama..Yani keyifli ve mutlu olanları okurdum annene…Üzülmesin ablam diye..Maillerinde yazdığın bunaldığın,dert ettiğin ya da gençlik heyecanıyla sorun sandığın şeyleri çözmeye dahası teselliye çalışırdım hep..Küçük teyze kendine yazılan özel mailleri okutur mu hiç kimseye ? Açıklamadan geçemedim 🙂

    Beğen

    1. 🙂 Ah canım teyzem benim! Zaten sıkıntılar dertler hep sana, güzeller iyi şeyler anneye oldu ömrümüz boyunca:) Hep bizim dert ortağımız, güvenli limanımız oldun. Sanki senin canın yokmuş gibi hep sana sığındık biz, hep senden yardım bekledik. Ve hep de yardım bulduk ellerinde…Ne çok hakkın var üzerimizde… O 1,5 sene boyunca senin maillerinle güç buldum ben, hep senin maillerinle toparlandım en dibe vurduğumda… Sen “anneteyzesin” ve benim canım teyzemsin! İyiki varsın, çok değerlisin!!! Canım canım canımmm teyzemsin!!!

      Beğen

  3. Yüzü gibi yüreği de güzel “yeğenkızım” benim..Eğer bir şeyler yaptıysam,yapabildiysem ne mutlu bana..Duygulandırmasana beni aaaa 🙂 Sen de benim canımsın biliyorsun..

    Beğen

Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s