Etiketler

, ,

Yeni bakıcımızı seviyorum ama bu işler belli olmaz demekten de kendimi alamıyorum. Zaten benim gibi hiç insan tanıyamadığını düşünen biri için, her şey super harika demek oldukça zor. Doruk 7 aylıkken Türkiye’ye geldiğimizde ilk bakıcı görüşmelerinde ne soracağımı, ne diyeceğimi, ne istediğimi ya da ne aradığımı bile bilmezken yaşadığım tecrübe sonrasında tüm bu saydıklarımın cevapları kucağıma bonus olarak geri geldi. İkinci bakıcı arayışımız sırasında ne istediğimi gayet iyi biliyor olmam, istediklerimi kesin ve net olarak ifade etmem bize şu anki bakıcımızı bulan ajans sahibini bile oldukça şaşırtmıştı. Buna tecrübe deniyor, yaşarken acı sonrasında ise yol gösterici oluyor…

Her neyse bakıcı ararken aşağıdaki sorulara cevap aradım ve olmazsa olmazlarım bunlardı. Belki sizlere de fikir verir diye sorularımı yazmak istedim. Çünkü ben bakıcı görüşmeleri öncesinde çok araştırıp okumuştum, bir sürü annenin görüşünden faydalanmıştım. Herkesin öncelikleri, arayışları farklı tabii ama sonuçta hepimiz yavrularımıza bizim kadar iyi bakacağına inanmak istediğimiz birilerini aramıyor muyuz? işte benim cevap aradığım ve sonrasında da iç sesimi dinlediğim sorular bunlardı;

  1. Çocuğunuz var mı ? Bu benim ilk sorumdu ve bu sorunun cevabının kesinlikle “EVET” olması gerekiyordu. Annelik sabrı ayrı bir sabır; bazen kendi doğurduğun çocuğa bile katlanamazken bir başkasının çocuğuna sadece anne olmuş biri katlanabilir diye düşünüyorum.
  2. Sigara Kullanıyor musunuz? Buna bir açıklama yazmaya gerek yok sanırım!?
  3. Evli misiniz? İlk bakıcımızın iki çocuğu vardı ama eşiyle ayrı yaşıyordu. Gizem dolu hayatını asla çözemedim. Özel hayata saygısızlık olmasın diye de soramadım. Kafamı karıştıracak bir şey istemediğim için tercihim evli olmasıydı.
  4. Eşiniz ne iş yapıyor?
  5. Nerede oturuyorsunuz? Her gün nasıl geleceksiniz? İstanbul gibi bir yerde bu soru her gün binlerce iş görüşmesinde binlerce kez soruluyordur herhalde. Çoğu kişi işini sevdiği halde sadece trafiğe katlanamadığı için işini değiştiriyor bu şehirde.
  6. Eğer sizinle anlaşmaya karar verirsek öncesinde evinizde sizi ziyaret ederek eşiniz ve çocuğunuz/çocuklarınızla tanışabilir miyiz? Bu madde ilk bakıcı arayışımız sırasında aklıma gelmeyen, hiç düşünmediğim bir şeydi. Keşke aklıma gelmiş olsaydı. Bir arkadaşımdan duydum ve bayıldım. Ama bence bu madde asılında karşılıklı. Görüşme sırasında bunu açıkladım hep. Bence biz onun evine ziyarete gidebiliyorsak o da eşiyle birlikte bizim evimize gelerek ziyaret edebilmeli. Zira eşinin de karısının bir bütün gün nasıl bir evde çalıştığı ya da çalışıyor olacağı hakkında fikri olması gerekir. Bence bir insanın evi o kişinin kalbinin, zevkinin, hayata bakışının aynasıdır. O kişi hakkındaki en iyi fikri evi verir. Şu anki bakıcımız eşiyle bizim eve ziyarete geldi ve biz de onun evine ziyarete gittik. Hem daha yakınlaştık hem de ailesiyle, eşiyle “aile” olarak onlarla ilgili daha çok fikir sahibi oldum.
  7. Kaç senedir bu işi yapıyorsunuz?
  8. Daha önce çalıştığınız yerden neden ayrıldınız?
  9. İyi mi ayrıldınız kötü mü ayrıldınız? Bu garip bir soru farkındayım. Ama bu sorulara cevap verirken ki ses tonundan, mimiklerinden, bakışlarından bile o insana dair ip uçları yakalayabiliyorsunuz; samimi mi, sahte mi, yalan söylemeye meyilli bir tip mi yoksa dobra dobra neyse o şeklinde konuşan biri mi…Bence garip sorular da sorulur ve yardımcı olur.
  10. Daha önce baktığınız çocukların yaşı ve cinsiyetleri neydi? Bence kız çocuğa bakmakla erkek çocuğa bakmak ya da 6 aylık bir çocuğa bakmakla 2 yaşındaki bir çocuğa bakmak aynı değildir. Bu sebeple baktığı çocukların benim çocuğumun yaşına yakın ve aynı cinsiyette olmasına önem verdim. Yani “aman canım ne olacak ikisi de çocuk değil mi işte” değildi bence. Altının temizlenmesinden tutun da büyüdüğü zaman keyif aldıkları oyun anlayışına kadar her şeyin cinsiyete ve yaşa göre değiştiğini düşünüyorum. Erkek çocuk sahibi olduğum için genelde erkek çocuk bakmış bakıcıları tercih ettim ve hatta daha da ileri giderek kendi çocuklarından en azından birinin bile erkek olmasını diledim. Bu tartışmaya açık bir konu biliyorum bu sebeple uzatmıyorum. Başlıktan da anlayacağınız gibi “Ben bakıcı ararken…” demişim.
  11. Çocuklarına baktığınız ailelerden halen görüştükleriniz var mı? İlk önce referans için önemli bir soru bu. İkinci olarak bir aile için bakıcı ihtiyacı “dönemlik” bir ihtiyaç da olsa eğer ilişkiler samimi ve kalıcı ise ihtiyacınız olmasa bile haberleşirsiniz. Çünkü arada emeğiniz geçen bir çocuk vardır.
  12. Daha önceki ailede neler yapıyordunuz? Çocukla bir gününüzü kısaca anlatabilir misiniz? Karşı tarafı dinlemek size onunla ilgili bir sürü bilgi veriyor. Bu sebeple bu görüşmelerde az konuşan ama karşı tarafı çok dinleyen kişi olmak gerekiyor sanki. Ayrıca planlı ve düzenli bir insan olup olmadığı hakkında da fikir veriyor bu soru.
  13. Düzeli olarak çocuğunuz için ya da kendiniz için izin almanızı gerektirecek bir durumunuz var mı?  (Örneğin her 3 ayda bir bilmem ne kontrolü için doktora gitmesi gerekiyor olabilir vs.) Eski bakıcımızdan kalan bir deneyim bu; kendisi iş görüşmesinde “benim izin isteyecek bir durumun yok” diyip sonra 3 ayda bir rutin bir şekilde izin isterdi. Annem Ankara’da, kayınvalidem ve kayınpederim de çalışıyor olduğu için çocuğu kime bırakacağım telaşıyla dört dönerdim. Yine imdadımıza babaannemiz ve dedemiz yetişirdi ama herkesin düzeni bozulurdu. Tabii ki de izin istenir. Ben de çalışıyorum ama öncesinde yalan söylemek neden! Bilerek işe almak var, bir de kandırılmış olmak var!
Benim soru listem bunlardı. Bir de beklentiler listem vardı. Sabah saat kaçta gelmesini bekliyorum, kaça kadar kalmasını istiyorum, çocuk bakımı dışındaki beklentilerim, çocuk bakımında önem verdiğim noktalar vs… Aslında tam bir kadın dayanışması olması gerekmiyor mu burada? Ben çalışabileyim diye başka bir kadın benim çocuğuma bakıyor ve o çocuğuma bakıyor diye o da kendi çocuğuna, evine para götürebiliyor ve onun istediklerini alabiliyor! Ya da şu da bir bakış açısı tabii; başka bir kadın benim çocuğumla güzel vakit geçirsin diye üstüne bir de ben para veriyorum!