Doruk’un enteresan soruları üzerine kitap yazabilirim yazmasına ama beni asıl sorularının ötesinde o soruları soruş şeklindeki “tatlı dili” şaşkınlığa uğratıyor. Yani işini öyle iyi biliyor ki bu çocuğa kızmak, sinirlenmek mümkün değil! Tamam bu ileride onun için bir artı olabilir belki ama annesi olarak bu durumun benim aleyhimde kullanmasından şikayetçiyim! Ağzımdan çıkan bir cümleyi bir kaç gün sonra ” amaa daha geçen gün bana böyle demiştin, şimdi ne olduuu!?” kıvamında karşıma çıkarması beni güldürse mi düşündürse mi bilemiyorum. Tek bildiğim onun şu aşağıdaki gibi muzur bakışını görünce kızgınlıktan küplere bindiğim bir anda bile gülmeden kalmanın ne kadar zor olduğu…

Bir kaç gün önce olan olayı anlatıyorum; işten eve yeni gelmişim, alıyorum onu mis gibi kucağıma öpüyorum seviyorum. Bu sırada soru amirinin soruları da iş başında tabii. Ben onu öpüyorum ya ” annee sen beni şok mu seviyosun?” “Evet anneciğim, seni hem de çok çok çokkk seviyorum!!!” “Çok öpüyorsun mu?” “Anneler çok severler, çok öperler” diyip fırsat bu fırsat bir tane daha öpücük alıyorum yanaktan. “Hep çok mu seversin?” “Evet anneciğim, sana kızdığım zamanlarda bile seni çok çok çokkkk severim, seviyorumm…” diyorum. Bana bir saniye bakıyor. Zaten o gözler kısık, ağız açık bakışı karşımda gördüğüm an biliyorum bu bana bir gün ‘yol, su, elektrik olarak geri gelecek’! Aradan çok değil üç gün sonra olayı tam hatırlamıyorum ama bir yaramazlık yaparken, uyarıyorum onu dinlemiyor, açıklıyorum yapmasın diye yok devam ediyor, biraz sert göstermeye başlıyorum takan yok. En sonunda gerçekten kızdığımı anladığı ilk saniyede bana söylediği ilk cümle şu; ” anne, şen bana kızsan da şevee misin?” !?!!!!!! Şimdi gel de kız sen bu çocuğa, şimdi gel de anlat durumu…Bu lafa gülümsemeden kayıtsız kal da biraz önce kızdığın şey hava da kalmasın… Ne yapayım ben şimdi bu çocuğu?