Doruk ilk doğduğu günden bu yana içimden fışkıran bir sevgi seli ile uğraşıyorum. Zira bu sevgi seli “kediyi yıkarken değil sıkarken öldürdüm.” dedirtecek cinsten bir sevgi seli olduğu için tehlike arz ediyor!

Daha minnacık, 3 aylık bir şeydi…Onu yumuşak yumuşak, şefkatli şefkatli öperken birden kendimi çocuğu sıkıştırıp bacaklarını kollarını ısırmayla öpme arasında bir şeyler yaparken buluyordum. Annem her defasında “kızım daha 3 aylık bebek biraz sakin sev, yazık çocuğa” diye beni uyarsa da yok içimden çıkan bu çılgınca sevgi patlaması ile mücadele edemiyordum! Herhalde çocuğu yemek ister derecesinde sevdiğimden olsa gerek sadece yemek isimlerinden oluşan bir şarkı uydurdum ona… Bu şarkı Doruk tam da bir hindi boyutuna ulaştığında daha 2 aylıkken, yılbaşı arifesinde yazılmıştı ve sözleri şöyleydi; “Yılbaşı hindisiii, patates kızartması, yaprak sarması, patlıcan dolmasıııı, bulgur pilavıııı….vs. vs….” Şarkı tüm yemek çeşitleriyle böyle devam ederken ben Doruk’a saldırıyor onun şişko bacaklarından, gıdısından çılgınca öpüp yiyordum… Yiyordum ne, bu hala böyle…Diyorum ya ben çocuğumu önce sakince sevmeye başlayıp sonra birden içimden fışkıran bir sevgi patlaması ile çocuğu yeme kıvamına geliyorum! Engel olamıyorum!!! Hayır işin enteresan yani Doruk’un bu durumu kabullenmesi ve hatta ona yazdığım abuk subuk şarkıları çok sevip kendi kendine söyler hale gelmesi… Eee çocuk benim böyle uyduruk şarkılarımı duya duya büyüdüğü için repertuvarına dahil etmiş haliyle!!! Hatta geçenlerde bu şarkıyı kastederek  bana “annee bana o şaaakıyı yutıptan (youtube) açay mısın?” dediğinde işin boyutunu biraz aştığımı anladım 🙂 Ama yapacak bir şey yok… Kimse annesini seçemiyor. Zaten çocuk da beni böyle kabul etmiş durumda… Bazen kendi kendine geliyor yanıma ” yee beni annee yeee…hadi beni yee anne yeee” deyip öylece kuzu gibi yatıyor önüme ben onu haşince mıncık mıncık sevdikçe basıyor kahkahaları…alışmış çocuğum n’psın… Böyle anneye böyle çocuk…ben çocuğumu da sevgi delisi yaptım galiba…

Evvelki gece Devrim Doruk’a biraz sıkı sarılmış galiba Doruk’tan şöyle bir cümle geldi; “Baabaaa sen beni bööle çok sıkma, annem beni çok sıkabiliy!” Tabii biz patlattık kahkahayı… Bazen de Doruk’u beni uyarırken buluyorum; “anneee acıtmadan yee beni” Zavallım yaa, yeme kısmında sorun yok ama acıtmadan ye diyor…kabul etmiş olayı…. Yani diyeceğim şu çocuklar resmen nabza göre şerbet veriyorlar. Herkesi ayrı ayrı kabul ediyorlar, herkesten bekledikleri farklı… Anne sıkarak sever, baba sakin sever, anne buna kızar, baba kızmaz gibi ayrımları çok net biliyorlar… Onlardan öğrenecek çok şeyimiz var aslında…