Etiketler

Tamam, rutinleri severim ama bunları değiştirsem hayrıma olacak;

1)Tekme ve/veya ağlama sesiyle uyandırılmak:

Bir gün de öperek uyandır be evladım! Bir kere saçımı okşa, sarıl öp “anneciğim ben uyandım ama sen sakın kalkma, uyumaya devam et ben içeride oyuncaklarımla oynayacağım” de… Hiç mi mümkünü yok? En azından geceleri hiççç uyanmadan, kafama gözüme patlatmadan deliksiz uyu da ikimiz de gün yüzü görelim….

2) “Bugün Ne Giyinsem?!” diye tüm dolabı aşağıya indirmek:

Bu madde ben kendimi bildim bileli vardır. Bütün dolabı bir kez dener, her seferinde o denediğime göre ayakkabı çanta düşünür sonra muhtemelen ilk denediğim kıyafeti giyer çıkarım! İrdelemeyelim zira kendimle ilgili zor değişecek bir durum gibi göründüğünden direkt öbür maddeye geçelim…

3) Metroda trenin kapanmak üzere olan kapısından içeriye atlayamaMAK!:

İşe gidiyorum, yürüyen merdivenlerden yavaş yavaş iniyorum aşağıya… Tren geliyor, sesini duyuyorum ve birden depara geçiyorum, yürüyen merdivelerin sol şeridinden tepe taplak yuvarmak pahasına da olsa uçarak iniyorum aşağı ve yine aynı sahne; trenin kapıları kapanmak üzereyken yetişiyorum! İkilemdeyim; oraya kadar koşmuşsun hemen içeri atla di mi!? Yok ben o kapanan kapıların arasından son bir hamle ile içeriye zıplayamıyorum bir türlü!

4) Sabah kahvaltısında kendime ne alsam diye düşünüp sonuçta hiçbir şey almadan ofise gelip mısır gevreği yemek:

Her sabah simit sarayının önünden geçerken, güzel kokular burnuma burnuma geliyor. İrademe hakim oluyorum ama her sabah da mısır gevreği yenmez ki ya!

5) Çocuğu uyuturken uyuyakalmak, diş fırçalayıp geri yatmak için kalkıp bütün evi kırklamak:

Paşamız hem annesini hem babasını yanında istiyor uyurken! Eee kabahat bizde tabii, vaktiyle he demişiz yatmışız yanına… Hal böyle olunca paşamız uyuyor uyumasına ama biz de onunla birlikte uyuya kalıyoruz. Sonra bir uyanıyorum ışıklar açık, bazen televizyon çalışıyor biz topluca uykudayız. Hadi diyorum dişimi fırçalayayım ben de yatayım. Işığı kapatırken salondaki meyve tabağına takılıyor gözüm. Onu mutfağa götüreyim diyorum ki mutfağa girdiğime gireceğime bin pişman oluyorum zaten! Neyse mutfaktan çıkıyorum bu sefer hadi antredeki şu oyuncağı da yerine kaldırayım diye paşamızın odasına giriyorum..Böylee böyle geçiyor mu sana 1 saat! Yok neymiş ben dişimi fırçalayıp hemen yatacakmışım!