Can eriği mayhoştur yemesi de pek hoştur! Erik candır, erik canandır!

Hayat da aynen erik gibidir; önce görünüşüne kapılırsınız, cazip gelir… Diri durur, tazedir… Tabiri caizse “kütür kütür” yaşamaya hazırsınızdır!:) Rengi de çok çekicidir. Sonra bir ısırık alırsınız ekşi ve mayhoş tadı ağzınızı burar. Tamam burar burmasına ama ikinci bir ısırık almamak için de kendinizi durdurmazsınız… Çok lezzetlidir, mayhoşluğu bile hoş gelir insana…. Bir ısırık, bir ısırık daha derken bakmışsınız üçer beşer gitmiş seneler yani erikler…. Arkasından yaşanmışlıkların kırıntısı çekirdekler durur bir tabağın kenarında…. Ama bilirsiniz önünüzde koca bir poşet erik daha vardır, onları da aynı heyecanla tüketmek için saldırırsınız hayata aman torbayaa….

Diyee düşünüyordum koca bir kase eriği tek başıma yerken! Dedim ki kendi kendime “yani bir erikten nerelere geldin alalala…” Ama bu erik değil mi ki beni hamileliğimde gözü yollarda bırakmış, bu erik değil mi ki kendisine duyduğum arzudan vatan hasretliğimi arattırmış… Yani artık nasıl içime yer ettiyse kendisini her gördüğümde o günlere gidiyorum…Varolsun, sağolsun!

Doruk’a hamileyken bir arkadaşımın facebook duvarında şöyle bir yazı gördüm; “Erik yedim, oh ne güzel!” Bu yazıyı okudum ve o an canım erik çekti! Devrim’e dedim ki “Erik alalım da şöyle doya doya yiyelim”, “Tamam” dedi. Neyse dön dolaş koca New York’ta erik yok! Zaten Amerikalılar “can eriği” diye bir kavramdan bi haberler! Devrim bayağı bir araştırdı, Türk marketleri bile kalmadı sormadığı ama yok! O sırada İstanbul’daki çok yakın arkadaşlarımız Amerika’ya geliyorlardı, “Türkiye’den ne istersiniz?” diye sordular. “SADECE ERİKKK!” dedim tabii ki! Kalbim heyecanla çarptı, içimi bir umut ışığı kapladı! Hayır aşerme filan değildi benimkisi sadece canım normal halimdeyken nasıl erik isterse öyle erik istemişti ama bulamayınca isteğim arttı da arttı. Ben heyecanla erik bekliyorum Türkiye’den ama içeriye girerken kapıda el koymuşlar benim eriklere!!! “Meyve sebze yasak” demişler. Hiç acımadan almışlar bir torba CAN ERİĞİNİ içeri! Arkadaşlarımız benden daha çok üzülmüşlerdi bu duruma… Her yolu denemişler hamile olduğumu canımın çektiğini bile söylemişler ama nafile! Aradan 1 ay sonra filan bu kez Devrim’in kardeşi gelecekti yanımıza… Tabii biz hala erik bulamamışız, zaten artık erik mevsimi de bitmek üzere… Neyse dedim “Ne yap ne et bana erik getir!” Onun eriğine de el koymamışlar mı çıkışta!!! Adamlar da diyordur “alalalaa niye bu Türkler bu ülkeye erik getirmekte bu kadar ısrarcı” diye 🙂 Aradan 3-4 hafta geçti geçmedi tam hatırlamıyorum. Bir gün Türkiye’den gelen boş bavulu köşeye koymak için kaldırıyorum içinden yere 2 TANE ERİK YUVARLANMASIN MI!!!!! Öylece ayaklarımın dibinde duruyorlar! SADECE 2 TANE CAN ERİK, GÜZEL ERİKKK!!!! Hemen alırsın onları bir güzel yıkarsın sanki çokmuş gibi, bir de küçük bir kaseye koyarsın, aman ne mutlu olmuştum ne mutlu olmuştum!!! 2 eriği 2 saatte küçük küçük ısıra ısıra yediğimi hatırlıyorum!!!

Yaa işte bundan dolayı ben her erik yediğimde o günlere giderim. Acaba diyorum bu Doruk’un mayhoşluğu hamileliğimde yiyemediğim bu iki erikten mi!!! ??:)