Bu sabah işe gidiyorum, kafam dalgın. Malum şu anki gündem konumuz “anaokul”. Öyle düşünüyorum işte… Bir yandan da metroya binmek üzere yürüyorum. Yağmurdan az önce olduğu için hava super, tatlı bir serinlik ve esinti var…

Tren her zamankinden daha tenha, oturacak boş koltuk bile buluyorum! “Vay be” diyorum, “Şanslıyım bugün!”. Daha oturduğum gibi yanımdaki yaşlı teyze “Ah be kızım!” diyor; “çantan çok ağır, ben bunlara valiz diyorum. Yapmayın böyle boyun fıtığı olacaksınız” diye başlıyor sohbete… Öyle tatlı ki… Hani böyle sanki teyze ile 10 yıldır tanışıyormuşuz da şimdi ben yine onun lafını dinlememişim gibi giriş yapıyor lafa… Gülümsüyorum “Haklısınız” diyorum… Teyze “Haklıyım kızım da yazık değil mi omzunuza, boyun fıtığı olup boynun eğri dolaşman daha mı iyi?!!!” diyor. Teyze tatlıdan tatlıdan fırçalıyor beni yahu:) İçimden “Ya bu benim en küçük çantam değil miydi?!” diye düşünüp kucağımdaki çantaya bakıyorum. Vallahi de benim en küçük çantam bu, tamam belki biraz ağır olabilir tabii.  Ben bunları düşünürken teyze tatlı tatlı anlatmaya devam ediyor. Yalnız o kadar sessiz konuşuyor ki duymak için boynumu eğip teyzeye yaklaşmaya çalışıyorum, arada kaçırıyorum kelimeleri… Hepi topu 3 durak sonra ineceğim için de çok lafını kesmek istemiyorum, dinlemek istiyorum anladığım kadarıyla… Güler yüzüyle anlatıyor bana; “Ben gönüllü öğretmenim hep insanlara faydam olsun diye uğraştım 35 sene” diyor. Tam anlamıyorum aslında ama dinliyorum belki bir yerden yakalarım diye… “Bizim bir tanıdığımız Konya’ya geldi, kızcağızın boynu eğri kalmış böyle ağır çanta taşımaktan… düzelemedi” diyor. “Senin gibi genç kızları uyarıyorum yavrum” diyor. “Genç kız mıı??!!!!??” Yupeeee!!!! Yaşa bee teyzeee…Bizim eve gelip bunu kocamın yanında da söyler misin!!!” diyorum içimden yüzüne karşı:) “Genç kız” diyor ama onu “genç bayan” anlamında kullanıyor herhalde… Hoşuma da gittiği için hiççç bahsetmiyorum yaşımdan başımdan…

Neyse teyze genç kızları küçük çanta taşımaları yönününde uyardığını onlara da arkadaşlarını da bu yönde uyarmalarını tembih ettiğini söylüyor bana. Benim ineceğim durak gelirken ben hareketleniyorum, teyze kolumu tutup “Lafımı dinleyeceksin di mi kızım?” diyor. “Tamam teyze dinleyeceğim” diyorum. “Arkadaşlarına da söyle tamam mı kızım?” diyor. “Tamam teyze, söz onlara da söyleyeceğim” diyorum. Trenden iniyorum aman bana o her gün taşıdığım çanta bir ağır gelmeye başlıyor!!! Alalala sanki içine taş koymuşlar! Psikolojik olduğu kesin ama bir an önce ofise gidip çantamı hafifletme kararı alıyorum… Ofise gidince çantama bakıyorum “makyaj çantası” adı verilen minik çantanın içinde makyaj adına hiçbir şey yok ama kendisi küçük bir ilk yardım çantası olabilir; yara bantından, minik makasa, kremden, diş macununa, diş fırçasından diş ipine kadar her şey var! Kafayı yemişim herhalde… O minik makyaj çantasının fermuarı bile açılmadan bir çantadan diğerine transfer olup benimle bütün şehri dolaşıyor!

Şimdi çantamı hafiflettim. Yaşlı teyzenin lafını dinliyorum ve ona söz verdiğim gibi bunu arkadaşlarımla da paylaşıyorum. Sevgili okur, büyük ve ağır çanta taşımayın, çantanızı küçültün ya da içinden gereksiz eşyaları atın.

İn miydin cin miydin bilmiyorum ama teşekkürler yaşlı teyze… Bir yük gitti üstümden sanki!