Bugün hayatımda ilk defa “anne” sıfatıyla bir veli toplantısına katıldım. İnsanlarla tanışırken kendi adını söylemeyip çocuğunun adının yanına “… annesiyim” sıfatını ekleyerek kendini taktim etmek de garip geldi ama çok hoşuma gitti.

Bu akşam iş çıkışı saat 18:30’da Doruk Paşa’nın okuluna gittim. Bir iki çocuk dışında okulda çocuk kalmamıştı, onların yerini veliler alıyordu. Kapıyı güler yüzlü, daha ilk telefon konuşmamızda kendisini çok sevdiğim okulun kurucusu bayan açtı. Ayak üstü sohbet edip üst kata Doruk’un sınıfına çıktık. Yedi cücelerin evi gibi bir yer burası diye düşündüm. Boyu 1 metrenin altındaki insanlara hitap ettiği için okuldaki her şeyin boyutu mini minnacık ve öyle sevimli ki… Neyse Doruk’un sınıfında Doruk’un rahat rahat oturduğu sandalyeye rahatsızca ve emaneten konmuş gibi oturdum. Bu arada diğer velilerle bahsettiğim şekilde tanıştık. Kimse kendi adını söylemedi; mesela şimdi aynı bayanı iki gün sonra yolda görsem “Ali’nin annesi, merhaba nasılsınız?” diye seslenmem gerekecek diye düşündüm bunlar olurken… Doruk’un öğretmenini neden bu kadar çok sevdiğini onunla her konuştuğumda daha da iyi anlıyordum. Gözleri sevgiyle pırıl pırıl parlayan, ses tonuyla insanı etkileyen genç ama tecrübeli bir eğitimci havası vardı onda… Böyle benim bile boynuna sarılasım geliyordu arada… Öyle sevgi dolu bir kadın ki…

Buraya kadar her şey iyiydi ben henüz “ibiş anne” rolünde değildim taa ki öğretmenimiz konuşup anlatmaya başlayıncaya kadar… Öğretmenimiz sırayla konu başlıklarından bahsederken velilerden biri ” yarınki gezide….” diye başlayan bir cümle kurdu… “YARIN GEZİ Mİ VAR?!?” diye geçirdim içimden! Yanımdaki bayana sordum, o da yarın çocukların sinemaya gideceğini söyledi. Henüz eve gitmediğim için çantasını görmediğimi söyledim ilgisiz anne değilim açıklaması yapma hissiyatı içinde… Kadıncağız da “çantasından sinemaya gitmek için veli izin formu çıkacak, göreceksiniz zaten, yarın sinemaya gidiyorlar” dedi… Teşekkür ettim öğretmeni dinlemeye devam ettim. Öğretmenimiz anlatıyordu; “….biliyorsunuz Salı günleri renk günümüz, lütfen mümkün olduğunca mini programda yazan renkleri giymeye gayret edelim” dedi. RENK GÜNÜ MÜÜ???? Doruk Eylül ayından beri okula gidiyor ve ben ilk defa bunu duyuyordum!!! NASIL YANİ RENK GÜNLERİ Mİ VAR??? Sesimi de çıkaramadım, dinlemeye devam ettim hayretle… Niye benim haberim yoktuuu! Öğretmenimiz her salı çocukların programda yazan renklere uygun giyindiklerini anlatırken ben Doruk’un nasıl olup da bu günlerden kurtardığını düşünüyordum. İçinde o rengin ağırlıklı olması da yeterliymiş. Herhalde renkli  giydirmeyi sevdiğim için tesadüf edip kurtarıyordu bu günlerden… Öğretmenimiz devam ederken velilerden biri benim hiç bilmediğim bir ödevden bahsetti. Bu konudan da haberim olmadığını anlayınca artık tam da ALLAHIM BEN NE BİÇİM BİR ANNEYİM aşamasına gelmiştim ki olay ortaya çıktı. Meğersem suçum yokmuş şöyle ki; ekim ayının başında okul bir e-mail göndererek tüm programı, o ay boyunca çocukların öğrenecekleri şarkıları, tekerlemeleri ve yapılacak gezileri içeren detaylı bir program paylaşmış. Benim e-mail adresim yanlış yazıldığı için de mail bana ulaşmamış, bunların hepsi de orada yazıyormuş. Bana gönderdikleri mail gitmeyince okul bu kez durumu izah ederek Devrim’e ulaşmış. Devrim de okula benim doğru e-mail adresimi vermiş ki söylemişti e-mail adresini yanlış yazmışlar doğrusunu verdim diye… Sonra bana maili tekrar göndermişler. Bu sefer de bana gelen e-mailde ekler yoktu… Sonuç itibariyle bir aksaklık olmuş ve o mail inatla bana gelmemiş. Renk günleri de daha geçen hafta başlamış, derin bir nefes aldım…

Bu arada toplantı sonunda öğretmene Doruk’un dolabına bakıp eksik kıyafetleri varsa ona göre göndermek istediğimi söyledim. Öğretmeni de “tabii ki bakabilirsiniz” dedi ve Doruk’un dolabını açıp da içinin BOMBOŞ olduğunu görmek de oldukça hoş(!) oldu!!! En son cuma günü üstüne yemek döktüğü için değiştirmişlerdi ama ben bir iki üstü daha var sanıyordum meğersem hiç kalmamış… Bu da tüm toplantı boyunca olanların üzerine tuz biber olunca diğer velilerin gözünde çizdiğim “ilgisiz ve ibiş anne” etiketini siz düşünün artık!!! Hayır bir de oğlum için blog tuttuğumu filan bilseler “kadın kadın! Sen önce oğlunun okulunda olan biteni bil de sonra yazarsın” derlerdi herhalde…

İlk veli toplantımda ibiş anne rolü ile sahneye çıktığım için pek gururlu olmasam da oğlum okula gitmeye başlağı ve onun yedi cücelerin evi gibi bir çatı altında kendine ait bir hayatı var diye çok ama çok mutluyum…