Etiketler

, ,

Doruk 1 yaşını doldurduğunda kontrol amaçlı onu göz muayenesine götürmüştük. 1 yaşındaki bir çocuk için normal sınırlar içerisinde astigmat çıkmıştı. Doktor bunun çok normal olduğunu söyleyip endişelerimizi bertaraf etmişti. İkinci muayene 6 ay sonraydı, ona da gittik ama Doruk ortalığı birbirine kattı. Ne göz damlası yaptırmıştı ne de gösterdiği şekilleri söylemişti. Lazerli göz ölçüm cihazıyla muayene edip; “6 ay sonra tekrar gelin, astigmat olabilir ama bir şey demek için hala erken, bu yaşta olabilir böyle şeyler… ” demişti doktor. Ama ben biliyordum. Gözlerinde bir sorun vardı. Çünkü ekrana çok yakın bakıyordu, gözlerini ovuşturuyordu… 6 ay sonra yine randevu aldık ama doktor bir kongreye katılacağı için randevumuz iptal oldu. O an için bize uyan bir gün ve saat bulamadığımız için başka bir zaman ararım diye telefonu kapatmıştım. Bu olay olduğunda aylardan temmuz ayıydı. Sonrasında da yok yaz tatiliydi, yok bayramdı, yok okul alışma dönemiydi derken ihmal ettim yeni randevu almayı…

Geçen hafta Perşembe günü Doruk’un öğretmeni beni aradı; “Ceyda Hanım, Doruk gözünü çok ovuşturuyor, alerjik bir durumu filan olabilir mi acaba?” dedi. Öğretmenimize çok teşekkür ederek durumu özetledim ve ihmal ettiğimi hemen doktordan randevu alacağımı söyledim. Geçen haftaki veli toplantımızın üzerine zaten yerlerde olan anne imajımı eksi ile katlayan harika bir hareket oldu bu tabii 🙂 Şaka bir yana okulun bu yaklaşımı, öğrencilerini bu kadar yakın gözlemleyip hemen veliye bildirmeleri inanılmaz hoşuma gitti.

Sonuç itibari ile bu cumartesi göz muayenemiz vardı. Doruk zorlanmasın diye kendime de aynı doktordan göz muayenesi aldım. Önce ben sonra Doruk muayene olduk. Geçen seferki muayenelere göre çok daha rahat oldu diyebilirim. En azından o deliklerden bakıp göz ölçümü yapılabildi. Hoş delikten baksın diye yapmadığımız şebeklik kalmadı ama olsun… Muayene sonunda benim gözümde hiçbir şey çıkmadı ama Doruk’un gözünde 3 numara astigmat çıktı… Keşke bende çıksaydı da onda çıkmasaydı diye aklımdan geçirdim o an tabii… Doktor “Ailede kimin gözü bozuk”dedi. Rahmetli canım babamın gözü astigmat idi. Astigmat genetik olurmuş zaten… Neyse 18 yaşında lazer ile tedavisi varmış…

Hastaneden çıkınca hemen gözlüğü almaya gittik. Dilimizin döndüğünce durumu anlatmaya çalıştık ona… Gözlüğünü 2 dakika takıyor sonra çıkarıp “anne gözlük çok yoruldu.” deyip kenara koyuyor şu anda… Evimizde sürekli “Doruk gözlüğün nerede?” sorusu dolaşıyor ki bu sorunun daha çok sorulacağı da kesin gibi görünüyor. Gözlük kanepenin altından, oyuncak arabasının bagajından, boyama kitabının arasından çıkıp tekrar gözüne takılıyor. 5-10 dakikada bir bu rutini yaşıyoruz…

Onu gözlüğe alıştırmak için ne yapmam gerektiğini araştırıyorum şimdi… Bir sürü şey okudum, kafam iyice karıştı… Zor olacak ve zaman olacak… Ne diyim; hoş geldin gözlüklü hayat…