Plansız Programsız

Bugün saat 16:00’da “artık onun da kendine ait küçük bir dünyası, kendi arkadaşları var” diye düşündüm. Ben ofiste, babası toplantıda o da kendi okulundaydı… Kreşe alıştırma döneminde okula gitmenin normal olduğunu, onun da arkadaşları, ortamı olacağını anlatmak için cümle içinde “….senin de artık kendi hayatın var Dorukcuğum” gibi 3 yaşına yaklaşan bir çocuğun anlayamayacağı bir cümle çıkıvermişti ağzımdan, “benim bi hayatım mı vaaar?” diye cevap vermişti bana çok gülmüştüm… Evet artık onun da bir hayatı olmuştu…

Biraz tersten başladım anlatmaya farkındayım, ama çok duygusal oldum bugün… Doruk son 4 aydır her gün saat 09:00-13:00 arası kreşe gidiyor. Kreşe başladığımız ilk günler yaşadıklarımızı, kendi çocukluğuma dönüp neden kreşe başlamak için 3 yaşını beklediğimi “Okullu Olduk!” ve “Ben Sevmemiştim” isimli yazılarımda dile getirmiştim. Başlangıç dönemi oldukça zor olmuştu. Bu yüzden de tam güne geçmek için yaşının ve şartların uygun olduğunu düşündüğüm halde cesaret edemiyordum açıkçası. Aynı şeyler olacak gibi geliyordu… Yine de geçen hafta bir durum yoklaması yapmak için “Öğle yemeğinden sonra biraz daha okulda kalmak ister misin?” diye sorduğumda kıyameti koparttı ki beni ablam yemekten hemen sonra alsın anne ben eve döneceğim diye. Gözüm iyice korkmuştu. Diğer yandan saat 13:00’dan sonra Doruk’un evde geçirdiği zamanın kalitesi düşmeye başlamıştı hatta bakıcı ablasıyla konuşup sürekli yeni kararlar alıyorduk birlikte, o da ne yapacağını şaşırıyordu çünkü bir yerden sonra o da Doruk’a yetmiyordu görüyordum. Okuldan gelince uyumuyor oyun oynarken de saat 16:00’da koltuğun üzerinde uyuyup kalıyordu. Hal böyle olunca gece yatmak da bilmiyordu.

Çözüm artık tam gün okula geçmekti. Cuma günü akşam iş çıkışı Doruk’un okuluna gittim. Bana kapıyı Doruk’un öğretmeni açtı, yine onu görünce kanım kaynadı ve birden sarıldım boynuna farkında olmadan… Birini sevmeye göreyim kendimi… Bir anne olarak çocuğunun adına karar verip uyguladığın seçimle mutlu ve huzurlu olmanın coşkusu belki de bu bilemiyorum… Sonuç olarak Salı günü yani yarın kademeli olarak (her gün yarım saat arttırarak) tam güne geçiş yapacaktık…

Bugün saat 12:55 gibi cep telefonum çalıyor; arayan bakıcı ablamız. Biraz şaşkın açıyorum telefonu çünkü genelde Doruk’u aldıktan sonra konuşuruz, oysa saat daha yeni 13:00 oluyor… Bakıcı ablamız gülüyor telefonda, şöyle ki; Paşamız öğretmenine yemekten sonra “biyaz daha buyada” kalmak istediğini, ablasının onu “almaya geç gelebilmesinin olar mı” olduğunu sormuş. Bunun üzerine öğretmeni de bakıcı ablamızı arayıp “durum böyle böyle şimdilik 1,5 saat sonra diyelim ama bir aksilik olursa haberleşiriz” demiş. İkimiz de nasıl mutluyuz tabii telefondan sarıldık birbirimize resmen…

İşte şimdi taa başa dönersek Doruk bugün saat 16:00’da hala okuldaydı. Ablamız onu almaya gittiğinde de “Yine de erken geldin abla” demiş. Bıraksan kalacak yani… Dediğim gibi artık onun da arkadaşları, öğretmeni, kendine ait bir dünyası var… Evin dışında başka bir dünya… Sabah olunca hepimiz bir yere gidiyoruz, akşam olunca buluşuyoruz evimizde… Gözlerim doldu bugün sıkça… Yazdıklarımı okuyan sanır oğlum ilkokula başladı… Pireyi deve  yapan ben değilim valla, bana kızmayın… “Annelik” denilen şeymiş bunların suçlusu!

Plansız Programsız’ için 14 yanıt

  1. merak etmeyin yalnız değilsiniz. Aynı şeyleri bende yaşıyorum bu sene. Benim oğlumda 3,5 yaşında. Tam güne geçme tereddütlerini çok yaşadım ama dediğiniz gibi öğleden sonraları geçirdiği vakitlerin kalitesi çok düşüyor. Biz anne olarak kıyamıyoruz ama onlar okulda mutlular. Artık yavaş yavaş sanırım bizden kopuyorlar. Zor olsada kabullenmek gerek :))

    Beğen

    1. Ah işte son cümleniz asıl olay; bizden yavaş yavaş kopuyorlar ve bunu kabullenmek zor geliyor. Diğer yandan da insanı emeklerinin karşılığını görmek mutlu ediyor. Bir çocuk büyüyor ama nasıl büyüdüğünü bir annesi bir de babası bilir 🙂

      Beğen

    1. Sen bir de aynı şeyleri bir kaç sene sonra dünya güzeli ikinci kızınla yaşayacaksın, her seferinde ayrı bir keyfi olsa gerek. Eşimin dediği gibi konu Doruk olunca gözümün damlası orada bekliyor :)))

      Beğen

  2. Daha korkutayım mı gözünüzü? ;p
    Merto 13 yasında. Perşembe arkadaşlarıyla kayak kampına gidiyor. 3. Defa. Okulla. Öğretmenleri basında. Ama bizsiz. Artık birey. Ayakları üzerinde, arkadaşlarıyla tatil planı yapan bir ERGEN!!!! Daha neler göreceğiz bakalım!!! 😀

    Beğen

    1. Gözüm korkuyor cidden :O Yalnız yazdıklarınızı okuyunca “ben Doruk’u şu an okula ya da herhangi bir duruma kademeli olarak hazırlıyorum ama aslında o da beni ileride bana ihtiyacı kalmayacağı gerçeğine kademeli olarak hazırlıyor” diye düşündüm:))) 10 seneye kadar yaşayacaklarım kayak kampı, arkadaşlarıyla tatil demek. Hoş niye böyle davranıyorsam ben 13 yaşındayken gitmedim sanki ama o zaman çocuktum, anne penceresinden zormuş:)))

      Beğen

      1. Let him! Cevap bu. Bir şey olmuyor. Oluyorsa dibinde de oluyor. Anılar biriktiriyor. Ayakta durabiliyor. Birazdan instagrama bir foto koyacağım. Bak o delikanlı oluyor. Boyunu gecen, kendine güvenen, omzuna siginabilecegin, seni kanatlari altına alan. Ama onun icin let him fly with his own wings. 😉

        Beğen

  3. sen yazdıkça,benim gözler doluveriyor.Bir yandan da önfikir oluyor…Biz de nasipse Eylül ayında tam zamanlı başlayacağız(tabi kademeli alıştırma süreciyle)bakalım nasıl olacak?Ara ara kendiliğinden söylüyor Cansu”anne ben okula gitcem”bazen de “ben okula gitmicem”diye kararını değiştiriyor.İnşallah kolay olur.Sever,keyif alır.(kendi çocukluğumda anaokuluna giden arkadaşlarımı duydukça üzülürdüm “ben hiç kreşe gitmedim”diye,şimdi hepsi zorunlu gidiyor.Hoş çalışmayan biri olsaydım-maddi imkanlarım da uygun olsaydı-yine de gönderirdim,çünkü bir süre sonra yetmiyoruz çocuklarımıza)…

    Beğen

    1. Gerçekten bir süre sonra biz onlara yetmiyoruz. Kendi yaşıtlarına kendi ortamlarına ihtiyaç duyuyorlar. Önce yarım gün sonra tam gün modelini çok sevdim ben… Eminim sizin için de geçiş dönemi kolay olacak çünkü artık okullarına öğretmenlerine alışıp bir güven ortamı sağladılar. Anne olunca ağlayacak şey bulmak kolay oluyor herhalde. Öyle bir emek sarf ediyor ki insan… onu büyütmek ve hep iyisi olsun diye uğraşmaktan sanırım bunun yansıması da bu göz yaşlarımız oluyor 🙂

      Beğen

  4. Yerim ben o lokum Doyuk Diyik’i, eminim kendisini dinletecek bir grup kurmuş, sen gözünün ucunda yaşla beklerken, o gününü gün ediyordur!
    Hem bizden bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran bireyler olsun istiyoruz, hem de onlar bağımsızlaştıkça biz bağımlı hale geliyoruz!

    Beğen

    1. Ay çok doğru Senem!!! O büyüdükçe ben ona daha da bağlanmaya başlıyorum… Hızlı geçer oldu bu zaman… Bu tam gün okula geçiş keratanın halini tavrını da değiştirdi sanki, o da büyüdüğünü hissediyor belki de:)

      Beğen

senem için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s