Etiketler

, , , , , ,

Hayatım boyuca ağabeyimin varlığıyla sanki bu durum benim kazanıp/çalışarak edindiğim bir meziyet ya da bir sıfatmış gibi gurur duymuşumdur. “Kardeşin var mı?” sorusuna “Hah haaaaa kardeş de neymiişşş” edasıyla ağzım dolu dolu “BENİM ABİMMM VARRR!!!!” diye cevap verdim hep.

Aramızdaki 3 yaşın öyle güzel bir dengesi vardı ki, ağabeyim hem oyun oynadığım arkadaşım hem de başıma bir şey gelse sığınacak ilk limanım olmuştu. Ne zaman başım sıkışsa ağlayarak “abiiiiiii” diye ona koştum ben… Çok kavga edip, çok güldük… Biraz serpilip ortaya çıkınca beni iyice korur kollar oldu. Asla kılığıma kıyafetime müdahale edip beni ezmedi ama o gün gözüne biraz güzel görünsem ya da kıyafetim çok da içine sinmese “mahalledeki bütün erkekleri de dövemem ki Ceyda!” diye espri yapar, bana mesajını verirdi. Büyük çocuğun sorumluluğu karşısında ben hep bir leylaydım… Onun omuzlarındaki sorumluluk benim omuzlarımda hiç olmadı… Ben kollanacak, sevilip, korunacak küçük kardeş oldum hep… Onun varlığı bana en büyük hediye oldu her zaman… Hala da öyledir…

Şimdi bizim oğlumuz da ağabey oluyor 🙂 Onun da hep koruyup kollayacağı minicik bir kardeş geliyor kısa bir süre sonra…

Evimizde tatlı bir heyecan var… Ailemizin yeni elemanı henüz 14 haftalık… Daha Doruk bilmiyor kardeşi olacağını, ona söylemek için biraz daha bekleyeceğiz… Kardeşi dünyaya geldiğinde Doruk oğlum tam 4 yaşında olacak. Biz farkında olmadan onun 4 yaşındaki minik omuzlarına bir takım sorumluluklar yükleyeceğiz. Farkında olmadan ondan bir şeyler bekleyeceğiz belki de… Sağlıkla gelsin, iki kardeş güzel günler geçirsin… İçimde mutluluk kelebekleri…