Tatlı BabaannemEn son 20 gün önce görmüştüm onu… En son 20 gün önce çok iyi olmadığını, artık sonlara geldiğimizi hissetmiştim…

Yanında oturduğumuz süre boyunca bize öylece baktı… Bizi tanımaya çalışıyordu ama olmuyordu… Tanıyamıyordu bizi… Annem daha tanıdık geliyordu sanırım ona… Daha eski, daha bildik… Anneme daha derin bakıyordu… Annem onun yattığı yatağın yanına oturup saçlarını sevdi, yüzünü okşadı… Babaannem hala tanımıyordu annemi ama onun yanında olması anlamadığı bir mutluluk, huzur veriyordu sanırım ona, öylece yüzüne bakıyordu… Sanki durmasını istemiyordu… “Sen biraz burada kal, gitme” dedi… Annemin yanından kalkmasını istemedi… Annem zaten kalkmayacaktı yanından ama o bu durumdan memnun olduğunu böyle dile getirdi belki de… Orada oturduğumuz sürece annemin, abimin kalbinden, aklından neler neler geçti kimbilir… Hepimiz içimizde bir şeyler yaşadık…

Tatlı, güzel, canım babaannem…

Ben ilkokuldayken her 23 Nisan’da öğretmenim “Ceyda, sana bir paket var” derdi, Kastamonu’da yaşıyorduk o zaman… Paketin Ankara’dan, babaannemden geldiğini bilirdim. Çünkü babaannem her 23 Nisan’da çocuk klasiklerinden birini kargo ile benim adıma okuluma gönderirdi. Kitabın ilk sayfasında bana yazılmış bir not bulurdum hep ve o yazı hep “Tatlı Ceydacığım, ” diye başlardı… O kitaplar hala Ankara’daki odamın kitaplığında durur… İyi ki böyle güzel bir hediye göndermiş bana, iyi ki onları saklamışım…

20’li yaşlarımda ilk defa ailemden ayrılıp İngilitere’ye gittiğimde beni zaman zaman cep telefonumdan arar “İyi misin Ceydacığım?” der, benden kısa kısa haberler alırdı… Sesini duymak hep çok iyi gelirdi bana… Onun telefonu beklemediğim, hiç hesapta olmayan bir uçak bileti gibiydi… Beni o soğuk yağmurlu İngiltere havasından koparır, yemyeşil güneşli cıvıltılı çocukluğuma götürürdü onun sesi… Yaptığımız o kısa telefon konuşması uzak ülkelerde yalnız olmadığımı, beni seven düşünen bir ailem olduğunu bir kez daha hissettirdi bana…

Bir daha ki Ankara ziyaretimde artık ziyaret edecek bir babaannem olmayacak… Ama oğullarıma anlatacak hikayelerim hep var olacak kitaplığımda… Büyüdüklerinde kitabın ilk sayfasındaki el yazısının kime ait olduğunu soracaklar bana…. Orada ne yazdığını soracaklar… Onlara babaannemi anlatacağım o zaman…

Bugün bizden ayrılıyorsun ve ben Ankara’da olamıyorum… Son yolculuğunda olamıyorum… Bizden ayrılıyorsun ama belki de bir çok sevdiğine kavuşma günündür bugün…

Seni çok seviyorum… Hep çok seveceğim…

Hoşçakal babaanneciğim…