Bundan bir kaç hafta önce, hatta belki bir ay evvel… Sabah annemle kahvaltıyı hazırlıyoruz… Hafta içi sabahları her evde olduğu gibi bizim evde de çok telaşlı…

Doruk oğlum hiç susmadan bir şeyler anlatıyor, konuşuyor… Hep arkamda, hep bir talebi var… Doran oğlum uyuyor… Annem yumurtaları koymuş haşlanıyor, bir yandan domatesleri yıkıyor… Ben “oğlum yüzünü hala yıkamamışsın Dorukcum?!!” diyorum. Doruk yüzünü yıkıyor ama sağolsun sadece yüzünü değil pijamasını da yıkamış! Üzerine bir damla su gelince “bu ıslandı artık” deyip çıkarıp atan bir oğlum var benim… Hoopp pijamalar çıkıyor bir çırpıda! Atletiyle kalıyor! Bizim üzerimizde hırkalar… Sabah saat 7 ama hava kapkaranlık gece gibi… Dışarısı yine eski bilmem kaç derece ve yine karlı (şu anda da yine kar yağıyor, sanki hep kar yağacak, hiç bitmeyecek gibi…). Neyse… “Oğlum üşüyeceksin” diyorum ama artık bir bıkkınlık da var bu konuyla ilgili üzerimde. Bir damla kolu ıslansa hemen üstünü çıkarıyor ve sonra ne kadar arkasından dolaşsam da yenisini giydiremiyorum. Bu yüzden uğraşasım yok giyinsin diye… Bu çocuk böyle Amerikalıların çocukları gibi çıplak çıplak dolaşıp üşümeyecek belki de aman elleme diyorum içimden… İyi bir yan bulmaya çalışıyorum konuya, bıkmışım ya… Aradan biraz zaman geçiyor masaya oturmak üzereyiz. Arkamdan Doruk’un sesi geliyor, aramızdaki muhabbet şöyle;

Doruk hızlı hızlı zıplama hareketleri yaparak: “Anne sıcak bir koyun istiyorum!”

Ben: “N’pıcan koyunu oğlum?”

Doruk benim soruma cevap vermeden tekrar ediyor: “Anneee sıcak bir koyuuunnnnn verir misin lütfennnn???”

Ben: ” Oğlum anlamadım ki ne koyunu sabah sabah?? Napıcan koyunu? Bir de sıcak?? Ne demekse???”

Doruk yanımda zıplayarak kollarını iki yana açıp :” Annee üşüdümmm, sıcak bir koyun istiyorummmm” dediği an ben olayı anlıyorum tabii ve annemle göz göze geliyoruz. İkimiz de gülmekten konuşamıyoruz. Annem de çoktan “sıcak koyun” ne demek anlamış! İkimiz de yüksek sesle gülüyoruz! O kadar tatlı ki!!! Tabii hemen alıyorum Doruk’u kucağıma… Böylece ona istediği o “sıcak koyun”u da vermiş oluyorum 🙂 Oğluşumu sımsıcak yapıyorum kollarımın arasında… Uzun uzunn öpüyorumm, seviyorumm, yiyorumm, yiyorumm….

Bunu şimdi niye mi anlattım?

Şunun için anlattım.

Sadece bana “sıcak bir koyun” verebilmek için 4 aydır Türkiye’deki hayatını, evini, düzenini bırakarak, uçak yolculuğundan çok çok korktuğu halde benim için korkusunu bile göz ardı edip tek başına 11 saat uçup, beni/bizi yalnız bırakmayan CANIM ANNEME teşekkür etmek için anlattım…

Kaldığın süre boyunca hepimize verdiğin o sıcak, sımsıcak koyun için teşekkür ederiz anacığım…