Bundan bir kaç ay önce büyük oğlumla akşam uykusundan önce kitap okumak üzere yerimize kurulduk, tam yeni aldığımız kitaba başlamak üzereydim ki seninkinden bir soru geldi; “Anneeee, sen bana okuduğumuz kitapların yazarlarını hiç söylemiyorsun?! Ben hiç bilmiyorum bu kitapları kim yazmış???!!!”

Kitap elimde, yüzümde ise “işte yine Mahmut Hoca (bknz Hababam sınıfı) soruyu bilmediğim yerden sordu” edasıyla şöyle bakakaldım bir süre… Hani daha bu çocuk yeni 5 oldu! Öyle 7 ya da 8 yaşında filan değil ki! Tamam yazarın adını okumakla yaşın belki ilgisi olmayabilir… Bilmiyorum ama demek ki ben o vizyonda bir anne değilmişim işte bunu çok net biliyorum! Beyimizin bu uyarısından önce hiç yazar adı okumuşluğum olmamıştı. Haa bu yazıyı okuyanların içinden çocuğuna okuduğu kitapların yazarlarından da bahseden/okuyan anne babalar varsa onları cidden takdir ediyorum ve önlerinde saygıyla eğilmek istiyorum… Benim aklıma gelmemişti doğrusu… Her neyse, o günden sonra biz her kitap okumaya başladığımızda ben önce kitabın adını, sonra yazarın adını okuyup, eğer kitabın üzerinde yazarla ilgili bilgi varsa onu da okuyarak asıl kitaba geçiş yapar oldum. Şimdi bu son cümle hepinizin kulağına çok hoş geliyor değil mi? Ne kadar güzel, çocuk için ne kadar da iyi bir alışkanlık kazandırmış oluyorum vs. vs…. Hayır efendim! Dışı seni, içi beni yakar hesabı olay hiç de öyle göründüğü gibi değil!

Ben her okuduğumuz kitabın yazarının kaç çocuğu olduğunu, nerede yaşadığını, fotoğrafını, o kitabı kime yazdığını, böyle bir kitabı niçin yazmış olabileceğini, kitaptaki resimleri onun mu yoksa bir başkasının mı çizmiş olduğunu, eğer başkası çizdiyse onun kim olduğunu, onun fotoğrafını, çocuğu olup olmadığını, eğer varsa kaç çocuğu olduğunu bilmek ZORUNDA MIYIM!!! Hayır yani kitap ile ilgili sorulara cevap vermekten ya da vermeye çalışmaktan kitabı okumaya vaktimiz kalmadığı zaman oluyor! Bu çocuğun bana bir “google” gibi davranması gurur okşayıcı bir şey olabilir belki ama ben o noktaya gelmek için kitap öncesinde kendimi üniversite son sınıfta finallere hazırlanıyor gibi hissediyorum! Yani her yeni kitaba geçişte bir stres basıyor beni! Kitabı elime alıyorum “şimdi bu çocuk bana yine bunları soracak, dur en iyisimi ben bir internete girip okuyayım şunları” diye oturuyorum bilgisayar karşısına… Yazarlara mail yoluyla ulaşıp onlarla bir buluşma ayarlasam Doruk kendi sorularını kendisi mi sorsa acaba diye düşünecek derecede çılgına çevirdi bu çocuk beni yani! Ayrıca kitap hakkındaki onca gerçek, derin ve detaylı bilgiden sonra çocuğa okuduğum konuşan boyama kalemleri, uçan filler, ağlayan ağaçlar da bir garip oluyor sanki… Kitaba başlamadan önce kitabın yazarının adını okumuşum, ayrıca dediğim gibi eğer üzerinde yazarla ilgili bilgi varsa onu da okumuşum…. Artık sana ne yazarın niçin böyle bir kitap yazmış olabileceğinden di mi?!

Yani tamam hoş bir şey, çocuklara kitapların yazarlarının ismini de okumak gerekiyor da böyle de olmaz ki! Bir de her gece biri Türkçe diğeri İngilizce iki kitap okuduğumuzu düşünürsek bana da günah yahu!

Annemin Doruk’u “5N 1K” diye çağırmasından mütevellit, ben tüm kitapların yazarlarını tanıyıp bilmek ZORUNDA MIYIM?! Hadi bilmek zorunda değilim tamam da, bilinçli anne olacağım diye illaki çocuğumun her sorusunun cevabını araştırıp bulmak ZORUNDA MIYIM?! Çocuğum bana soru sorduğunda “bilmiyorum evladım bu bahsi kapatalım lütfen” deyip işin içinden sıyrılamaz mıyım? Her zaman hep doğrusunu yapmak ZORUNDA MIYIM???!!! Hani biri çıkıp da “Yoo zorunda değilsin tabii ki de” dese bile ne olacak ki! Anneysen zorundasın…