Bir Amerikalı, bir Brezilyalı ve bir Türk… Aynı fıkradaki gibiyiz… Biri daha yeni 30’unda (Amerikalı), diğeri 40’lı yaşların başlarında (Brezilyalı), ve ben 30’lu yaşların sonlarında (Dikkat ederseniz kendimden bahsederken “40’ına merdiven dayamış” ifadesini kullanmıyorum! Hayır canım, daha 3 sene var 40’a alalalaala:) gelmiş 3 kadın oturmuşuz sohbet ediyoruz…

Amerikalı arkadaşıma bakınca gençliğimi, Brezilyalı arkadaşıma bakınca ise geleceğimi görüyorum. Ben tam ortadayım… Amerikalı arkadaşım için hayat şu an için sadece işi ve kariyeri… Başka bir şey düşünemiyor bile… Planları var, çok çalışıyor, tatil bile yapmıyor… Hep çalışıyor… Brezilyalı arkadaşımın ise 13 yaşında bir tane kızı var. Vaktiyle ikinci çocuğu yapmadığı için kızıyor bazen kendisine ama çoğunlukla mutlu halinden çünkü artık tamamen düzlüğe çıkmış. Evlerinde bir çocuk değil de bir yetişkin olduğunu anlatıyor bize… Hayatın ne kadar değiştiğini, benim işimin şu an için ona ne kadar da zor göründüğünden bahsediyor. Uykusuz kaldığımı görünce o günleri hatırladığını tek çocuğun bile onu fazlasıyla yorduğunu beni hayal edemediğini söylüyor… Oysa bana hiç zor gelmiyor şu an yaşadıklarım… Ona da diyorum zor gelmiyor bana diye… Daha gençsin o yüzden diyor gülüyoruz…

Sohbet çok keyifli… Aslında daha 1,5 sene önce tanışmışız ama sanki senelerdir tanıyor gibiyiz birbirimizi… Kimse kendini farklı göstermeye çalışmıyor… Otururken bir bakıyorum da yüzümüzde makyaj bile yok… Herkes kendinde beğenmediği şeyleri bir çırpıda itiraf edebiliyor ya da birbirimize ayıp olacak diye istemediğimiz hiçbir şeye evet demiyoruz… Herkes o kadar açık ki birbirine yormuyor bu arkadaşlık… Bazen birbirimizi hiç arayıp sormadığımız zamanlar oluyor. Herkes kendi hayatında, kendi telaşında oluyor. Sonra birden whats app’tan üçümüzün konuştuğu ortak gruba bir fotoğraf gönderiyor birisi. Evindeki masada içtiği kahvenin fotoğrafını çekmiş yollamış. Birlikte de içsek artık diyorum yazıyor. O kahve fotoğrafı öyle bir sohbet açıyor ki birimiz ofisinden, diğeri alışveriş yaparken, ben çocuğumun altını değiştirirken kahvemizi birlikte içiyoruz sanki…

Onlar konuşurken onları da dinliyorum ama bunlar da geçiyor aklımdan… Ailemden arkadaşlarımdan bu kadar uzakta kendi çekirdek ailemin dışında yanımda birileri olduğu için mutlu oluyorum… Yeni yılın ilk buluşması olduğu için mi bilmiyorum herkes 2015 planlarından bahsediyor birbirine… Her sene olduğu gibi bu sene de 2015’te tüm yapmak istediklerimi yazıp sonra sene sonuna doğru o notlara tekrar baktığımı anlatıyorum onlara… “Size hepsini söyleyemem ama…” diye başlayıp söyleyebileceğim kaç tanesinden bahsediyorum onlara….

Sonra konu “hayatın anlamı ne sizce?” ye kadar geliyor. Hepimiz hayatın farklı evrelerinden dünyanın bambaşka üç ayrı yerinden farklı kültürlerden gelmiş üç ayrı kadınız… Brezilyalı “arkadaşım ben bilmiyorum bu sorunun cevabını” diyor. Sonra ekliyor “Kızım herhalde…” Kızın büyüyecek, evlenecek, kendi hayatı olacak o zaman o aktif olarak hayatında olmadığında hayatın anlamsız mı olacak peki diyorum…. Hııımmm diyor dogru… Amerikalı arkadaşım düşünüyor… “Kendi hayallerini gerçekleştirmek olabilir belki de, bilmiyorum ki” diyor… Yani hayallerinin hepsi gerçek olunca artık hayatın bir anlamı kalmayacak mı peki diyorum… Kızıyorlar bana “her şeye bir lafın var ama!!!” diye… Bilmiyorum, konu açıldı ben de sorguluyorum işte diyorum… Gülüyoruz… Brezilyalı arkadaşım dönüyor “Peki senin için hayatın anlamı ne?” diyor. Ben bu sorunun cevabını kendim için bulalı çok oluyor diyorum… İkisi de şaşırıyor “Ciddi misin?” diyorlar… Gülümseyerek başımı sallıyorum… Onlar cevabı merak ederek gözlerimin içine bakıyorlar… “Benim için hayatın anlamı mutlu olmak” diyorum. Sanki biraz hayal kırıklığına uğruyorlar duyunca… Sanki daha büyük bir şey bekliyorlar bu sorunun cevabını… Üzerine bayağı konuşuyoruz…

Otoparkın orada birbirimize sarılıp ayrılıyoruz… Onlardan ayrılıp arabaya doğru yürürken içimde bir mutluluk hissediyorum… Yaşadığımı hissedip kendi kendime Türkçe ve biraz da sesli “İşte” diyorum. “Bana mutlu hissettiren her şey hayatın anlamı…” Yüzümde bir gülümseme…