1. Mısır gevreği kahvaltı değildir! Hele pizza aksam yemeği hiiççç değildir!

Mısır gevreğini kaba koy, üzerine sütü doldur ver çocuğa kahvaltı diye! Yok öyle yağma pek sevgili Amerikan annesi… Sabah kahvaltısı denilen şey ciddi bir öğündür. Bir kere yumurtasız olmaz. Domates, peynir, zeytin, tereyağ, bal olmadan eksik kalır. Hafta içi bile mükellef kahvaltı sofrası hazırlayabilmek için en az 1 saat erken kalkar Türk anası ki çocuğunu okula “zihni açık” göndersin. O çocuk yumurtasını yesin diye belki kaşıkla arkasından koşuyoruz ama bizimkilerin de “zihni açık” oluyor n’aberr!

Hem tamam “ev yemeği” (yapabilmek) ile ilgili temelde sorunlarınız var bunu biliyorum ve çok deşip sizi de mahcup etmek istemiyorum ama “pizza”yı da “akşam yemeği” olarak adlandırmayalım lütfen bir zahmet! Pizza belki bir yetişkin için akşam yemeği olur da bir çocuk için olmasın yani…

2. Ev temizliğine o evin camları da dahildir!

Hayır işin garip yanı cam silerken garip garip bakıyor diye ben de cam silemez oldum. Ayrıca bilincimin bir köşesinde de “kimse burada cam silmiyor” gibi bir rahatlama duygusuna mı sığınıyorum onu da bilmiyorum. Ama özümde biliyorum ki evin camı da temizliğe dahildir!

3. Anne/babaya ses yükseltilmez. Onların ağız yüz takliti yapılmaz!

Bizim kültürümüzde (özellikle 3-7 yaş dönemi diyelim) anne babasına bağırıp çağıran, anne babası tam da olayın üzerine onu uyarırken onların yüz taklidini yapıp seni dinlemiyorum havalarına giren çocuk gerçekten görmedim ben. Elbette bizde de oluyordur ama genelleme yaparsak diyorum… Yanılıyorsam yazın lütfen bileyim ama bizde büyüğe saygı çok önemlidir. Ay yok burada herkes bir rahat! Çocuk bağırıp çağırıyor. Onlar hala sakin! Onların söylediklerini taklit ederek ağız yüz hareketleri yapıyor. Onlar hala sakin! Çocuğun kapısına kadar gidiyorlar içeriden sesleniyor çocuk: “GO AWAY”! Onlar hala sakinnnn!!!! Bu “go away” bana Türkçe’deki “defol git” hissini veriyor ki anneme babama çocukken dediğimi bırak şimdi bile düşünemiyorum! Hadi ben dramatize ettim biraz kibarca çevirirsek “uzaklaş” da diyebiliriz ama yok tam olarak “defol git” yahu!

Tamam onların sakinliğini koruması doğru olanı ama olayı dışarıdan bakıldığında sakince izliyor taklidi yapan bana sorarsanız damarlarımdaki Türk kanı o çocuğu alıyor ” Evladım senin hiç mi utanman yok! Hiç mi terbiye yok sende…” diye başlıyor konuşmaya ki gerisini siz düşünün…

4. Çocuk kısmı su ve süt dışında içecek içmez! Hele ki içinde ne olduğu belli olmayan meyve sularını asla içmez!

Bu Amerikalılar sürekli ellerinde bir içecekle dolaşsınlar bayılıyorlar. Çocuklarına da atıştırmalık diye ne verirlerse hemen yanında da bir tane paketlenmiş meyve suyunu beraber servis ediliyor. Yaşı biraz daha büyük çocuklarda ise asitli içecekler hiç eksik olmuyor tabii ki… Nedir bu bol şekerli içecek çılgınlığı bilmiyorum. Oysa özellikle de bir çocuk için bu olay temiz ve net olarak su ve/veya süttür arkadaş!

5. Çocuklarınızı şapur şupur öpebilirsiniz!

Akşam çocukları okuldan almaya gittiğimde anne babaların çocuklarıyla kavuşma anlarına da şahitlik ediyorum tabii ki… ve ne yazık ki onlar da bizim kavuşma anımıza tanık oluyor!!! Sahneler tabi ki de birbirinden çok farklı!

Sahne 1 şöyle: Amerikalı anne/baba sınıfa girer. Çocuk annesini/babasını görünce hızla ona doğru koşar. Anne/baba hemen çocuğun hızasına eğilir kollarını açar çocuğu bekler. Çocuk gelir ve sıkıca KUCAKLAŞIRLAR!!! Sadece birbirlerine sımsıkı sarılıp bir iki saniye öyle kaldıktan sonra çocuğun kafası hafifçe okşanıp ilk soru olarak “günün nasıldı?” diye sorulur. Mümkün olsa el sıkışıp selamlaşıp öylece günün sohbetine geçecekler yahu!

Şimdi sahne 2, yani bizim kare şöyle oluyor: Sınıftan içeri giren anne aynı sahne 1’deki gibi kendisine doğru koşan çocuğunu hooooooppp diye kucağına almak süretiyle çocuğun iki yanağından da şapur şupur öperrr. Gören sanır bunlar 1 haftadır görüşmüyor! Bu da yetmez “oyyy annen kurban olsunnn sanaaa yevrummm” kıvamında bir edayla çocuğu mıncıran anne bir az önce hiç öpmemiş gibi ikinci turu döner! Çocuk halinden memnundur (en azından şimdilik) ama öğretmen hayret dolu bakışlarını anneden ayıramaz. Anne kişisi öğretmene gülümserken içinden de “Aaa öpücem tabii, onu doğurana kadar canım çıktı” şeklindeki klişe düşünceyle kendini rahatlatıp çocuğu yere indirir.

Kitaplarda okuyorum. Çocuğunuzu öpmeden önce seni öpebilir miyim diye sorun sonra öpün vs. vs… Yok canım almayayım. Hiiiç bana göre değil! Eğer benim çocuğumun psikolojisi ona sormadan balıklama mis kokulu  beyaz yanaklara dalış yaptım diye bozulacaksa bozulsun vallahi…. Hayır öbür türlü benim psikolojim bozulur!

 

NOT: Hani es kaza Türkçe bilen bir Amerikan anasına rastlarsam, o da okuyup alınıp kırılmasın diye söylüyorum: bunlar espridir. Ciddiye almayınız. Gülüp geçiniz. Sevgiler…