Başlığı görünce pek çoğunuzun “Öğretmenler günü mü! O Kasım ayında değil miydi! Ne alaka!” dediğinizi duyar gibi oldum. Çünkü ben de çocukların ilk okul senesinde aynen böyle olmuştum. Mayıs ayında Öğretmenler Günü kutlamak bir garip gelmişti bana. Ama daha da garip gelen şey, Öğretmenler Gününü sadece bir gün olarak değil de koca bir hafta boyunca kutluyor olmalarıydı! Evet yanlış okumadınız tam bir hafta!

Amerika’da ‘Öğretmenler Günü’ Mayıs ayının ilk haftasında “Teacher Appreciation Week” (Öğretmen Taktir Haftası) adı altında kutlanıyor. (Sanırım sadece Massachusetts eyaleti bu günü Haziran ayının ilk pazar günü olarak kabul ediyor.)

Bu bir hafta boyunca öğrenciler öğretmenlerine teşekkürlerini küçük hediyelerle dile getirirken aynı zamanda okul yönetimi de hafta boyunca her gün farklı bir jestle öğretmenlerine teşekkürlerini sunuyor. Geçen sene işin okul yönetimi kısmı bana oldukça ilginç gelmişti. Bu sebeple okul yöneticilerinden kendime en yakın bulduğum bir yöneticiye öğretmenlerinin haftasını nasıl kutladıklarını sormuştum. O da bana “mesela bugün öğretmenlerimizin öğle yemeğini bizden. Ayrıca hafta sonu onları bir konsere davet edeceğiz. Bunun yanı sıra hafta boyunca her gün onlara küçük sürpriz hediyelerimiz olacak” demişti. Kulağa çok garip geliyor değil mi? Açıkçası bana okul yönetiminin öğretmenlerine teşekkür etmesi inanılmaz beklenmedik gelmişti! Gerçekten neden sadece öğrenciler öğretmenlerine teşekkürlerini dile getirirler ki, okul yöneticileri de öğretmenlerine en az öğrenciler kadar çok şey borçlular!

IMG_8147İşin bir başka ilginç yanı ise okul yönetiminden size bu hafta boyunca öğretmenlere verebileceğiniz hediyelerin bir listesinin geliyor olması. Böylece her şeyi standartlaştırmış oldukları için hem veliler hem öğrenciler rahat etmiş oluyor. Çünkü kimsenin hediyesi bir başkasınınkinden ne aşağıda ne yukarıda oluyor. Katılımın zorunlu olmadığının da belirtildiği bu yazıda bir hafta boyunca her gün için hangi hediyeyi verebileceğiniz gayet net ve sadece şekilde belirlenmiş buluyorsunuz. Kısaca bu kağıttakileri sıralamak istiyorum:

– Pazartesi – “Teşekkür Notu”

Haftanın ilk günü öğretmenlere öğrencileri ve onların aileleri tarafından tarafından teşekkürlerini dile getirdikleri bir kart ile başlıyor. Büyük oğlum anaokulunda olduğu için kendi notunu kendi yazdı. Tabii ki heceleme kısmında anne yardımlı! 🙂 Aslında keşke kartı yazdıktan sonra hemen bir fotoğrafını çekseydim diye sonradan çok pişman oldum. Ama aklıma geldiğinde o çoktan zarfın ağzını kapatmıştı bile… Ben ne yazsak diye düşünürken o ” Thank you for being my lovely teacher!” (Benim tatlı öğretmenim olduğun için teşekkürler!) yazalım anne dedi ve olaya noktayı koydu.

– Salı – “Onları Şımartın”

Salı günü sabun, losyon, oje tarzında hediyeler verebileceğimiz var listede…

– Çarşamba – “Çiçek Gücü”

Çarşamba günü için “Öğretmeninizin gününü bir çiçek getirerek aydınlatın.” yazıyor…

– Perşembe – “Tatlı Süpriz”

Genel olarak öğretmeninize tatlı bir şeyler getirerek gününü tatlandırın diyor… Kısacası bizdeki “tatlı yiyelim tatlı konuşalım” muhabbeti 🙂

-Cuma – “Hediye Kartları”

Starbucks hediye kartı gibi bir kaç örnek sıralayarak öğretmenlere hediye kart verebileceğimiz yazılmış Cuma günü için.

Açıkçası geçen sene her gün için bir hediye gönderememiştim. O zamanlar 6 aylık minik bir yaramazla uğraşıyordum. Bu sene elimden geleni yapacağım bakalım. Hoş çocuklar her gün listedeki bu hediyelerden biriyle mi geliyor okula ondan da emin değilim. Ama Amerikalı arkadaşımdan öğrendiğime göre ideali buymuş. Fakat sonra hemen ekledi ki “tabii ki katılımın isteğe bağlı olduğu bir etkinlik olduğu için aksi olduğunda da ters anlaşılan bir durum asla olmaz” diye. Bu arada her sınıfın bir asıl bir de yardımcı öğretmeni olduğu düşünülürse ve de sıradan bir Amerikalının min. 3 çocuk sahibi olduğunu da eklerseniz bu hafta hem keseyi hem bedeni oldukça yorar o kesin!

Öğretmen bir annenin çocuğuyum. Kayınvalidem ve kayınpederim öğretmen… Ortanca teyzem ve kuzenlerim öğretmen… Okuduğum bölümden dolayı arkadaşlarımın çok büyük bir bölümü öğretmen. Hatta hayatımın sadece 2,5 ayında da olsa üniversite son sınıftayken staj sonrası lise ve ortaokul öğrencilerine edebiyat öğretmenliği yapmışlığım vardır. Öğretmenliğin ne kadar zor ve ne kadar fedakarlık gerektiren bir meslek oluğunu kendim de -çok kısa bir süre de olsa- yaşadığım için biliyorum. İnsanın zaman zaman kendi çocuğuna bile dayanamadığı anlar olurken bir odanın içerisinde toplanmış bilmem kaç küsür çocuğa bir şeyler öğretip onları yarınlara yetiştirmeye çalışmak hiç de kolay değil! Hele ki Türkiye şartlarında hiç mi hiç değil!

Şimdi okuldan bize gönderilen listeye ben de kendi maddemi ekliyorum: “24 Kasım’ı beklemenize gerek yok!”

İmkansızlıklar, zorluklar ve yokluklar içinde etrafını aydınlatarak karanlığa meydan okuyan canım ülkemin fedakar öğretmenleri, SİZ iyi ki varsınız… Mayıs başında da olsak “Öğretmenler Gününüz” benden olsun!