Cuma akşamından beri mutlu olacak şeyler arıyorum çevremde… Çocuklarıma sarılayım diyorum, işime vereyim kendimi, bir şey yokmuş gibi yapmak istiyorum…. Olmuyor…

Pazar günü televizyonun sesi sonuna kadar açık haberleri dinlerken tüm evi çamaşır makinesine atıp yıkadım neredeyse… Ne koltuk kılıfları kaldı, ne buzdolabı, ne kapı kolları ne de nevresim takımları…. Her şeyi yıkadım, sildim, süpürdüm, parlattım… Cenazeleri izlerken tutamadım gözyaşlarımı… Evi tertemiz yaptım ama içimdeki geleceğe dair büyüyen karanlık endişeyi temizleyemedim bir türlü…

Bazen kendimi Truman Show ‘da gibi hissediyorum…. Gerçek sandığımız bir dünyada yaşıyoruz gibi… Sanki herkes kendine verilen rolü oynuyor… Reklam arası yok… Dünyanın gerçekliğini bize sunulan haliyle kabul ediyoruz… Truman’ın korkusunu yenerek denize açıldığı o sahnede olduğu gibi tam kurtulduğumuzu sanıp güneşli denizde ilerlerken gökyüzüne çarpmaktan, gökyüzü olarak gördüğümüz şeyin aslında gökyüzü görünümlü set duvarı olmasından korkuyorum…

Bu kadar umutsuz yazsam da yaşam olan her yerde umut var… Ben de umutsuz değilim… Herkes gibi yorgunum sadece, canım sıkkın ve çok üzgünüm… ama geçecek, geçiyor… Her gün bir öncesinden iyi oluyor, olacak da inanıyorum…