Öncelikle yazıyı okumadan önce uyarayım… Bu yazıyı söylenmek, mızmızlık etmek, yakınmak, şikayet etmek için yazıyorum…Okursanız sizin seçiminizdir, nokta 🙂

Sanki buradan yakınınca sonsuzluğa gidiyor bütün yazdıklarım… Aylardır yazmayan biri olarak çok okuyanım olduğunu sanmıyorum… O yüzden de planım burada “dır dır” etmek, konuyu bitirmek…

Sorun ne derseniz… Sorun şu; “çalışan anne olmanın vicdan yorgunluğu çalışmayan ya da evde çalışan anne olmanın beden yorgunluğundan daha mı fazla???

Farklı zamanlarda her ikisini de yaşayan bir anne olarak, evet çalışan annenin vicdan yorgunluğunun çok daha yıpratıcı ve yorucu olduğunu söyleyebilirim!

İşimi seviyorum… Hatta işimi ve iş yeri ortamımı o kadar çok seviyorum ki işimi sevdiğim halde çalışan anne olarak bu kadar zorlanıyorsam aksi olsa ne yapardım acaba diye düşünüp halime binlerce kez şükrediyorum… Neden anne olunca tercih yapmak zorunda kalıyor bütün kadınlar? Çocuğu olduktan sonra “iş hayatıma geri dönmek mi, yoksa evde kendi çocuğuma kendim bakmam mı” ikilemini yaşamayan bir kadın var mıdır şu dünyada!

Mesela öyle bir şey olsa ki… Mesela benden iki tane olsa… Biri işe gitse, diğeri ise hep çocuklarıyla ilgilense… O evde kalan anne evdeki güvenli liman olsa… Çocuklarını okula o götürse, okuldan eve o getirse…Yemeklerini yapsa… Her anlarını bizzat paylaşsa… Rahat rahat ders çalıştırsa… Okul sonrası illa hafta sonu olmasını  beklemeden piyano kursu, Aikido, tiyatro, sinema gibi aktivitelere götürebilse… Hafta içi 8-5 arası hep dolu olduğu için her şey hafta sonu için beklemese… Çalışan diğer yarım da rahat rahat çalışsa, hiç vicdan azabı yapmadan, yorgunluktan sürünerek değil enerjik canlı kanlı olsa…

Her sabah 5.30’da kalk, yarım saatte hazırlan, çocukları 6’da uyandır, yedir içir, giydir 7’de çocukları servise bindir, trafikle mücadele et, kendin işe yetiş derken insanın sigortaları atıyor… Akşam olunca çocuklarımla vakit geçirmeye sadece iki saat vaktim kalıyor…Akşam 8:00 olunca yataklarına yatır ve sonra ertesi gün yine aynı saatte hiç yorgun değilmiş gibi kalk…

İşte bu aralar, bu koşturmacalı hayatta çocuklar için hiçbir şeyi tam istediğim gibi yapamadığımı düşünüyorum…Çocuklarımla yeterince vakit geçiremediğimi düşünüp, bu zamanların akıp gittiği, bir daha geri gelmeyeceği fikrinin yarattığı vicdan azabı beni yiyor…

İnsanın çocuğu olması demek kalbinin hep başka birileri için atıyor olaması demek… Belki de bu yüzden annelerin kalbi hep sıcacık… Kalbim hep onlarla olmak için can atıyor, hayaller böyle olsa da gerçekler öyle değil tabii ki..

Söylenmem bitti mi? Hayır bitmedi de sıkıcı olmak istemiyorum…

Yarın Cumartesi ve ben her dakikamı çocuklarımla geçireceğim. Ayrıca Pazar da 🙂 Benim ilacım bu; çocuklarım!