Tuzak

Çocuğunuz bir şeyi “yapmasın” ya da bazen tam tersine “yapsın” diye bir cümle kurduğunuzda sonradan o kurduğunuz cümle dönüp dolaşıp yine sizin başınıza iş açıyor mu? Benim cevabım; HER ZAMAN EVET! İstisnasız, hiç şüphesiz, hiç tartışmasız EVET! Kesin bir şeyi yanlış yapıyorum ama bulamıyorum. Neden sürekli kendi silahımla vurulduğumu çözemiyorum.

Mesela geçen gün Doruk’a banyo yaptırıyorum. Ben Doruk’u, Doruk da arabasını yıkıyor. Sonra “Annee, arabayı köpük yapcamm” diyor ve şampuanın pompasına basıp arabasının üzerine bir parça şampuan döküyor…Hadi diyorum, şimdi çocuk özendi bir şey deme…Sonra bir kere daha aynı şeyi yapıyor… Bıraksam o gün orada sadece arabası değil bütün ev bile köpük banyosuyla yıkanabilir! “Dorukcuğum, araba çok güzel olduuuu, mis gibi de kokuyor…Hadi yeter artık di mi?” diyerek elinden şampuanı alıyorum ve ona çaktırmadan pompanın ağzını kilitliyorum. Çok zekiyim ya, aklımca Doruk pompaya bastıracak bastıracak şampuan gelmeyince de vazgeçecek. Niye hiçbir şey benim planladığım gibi olmuyor?! Aslında gidişat doğru, Doruk tam da tahmin ettiğim gibi daha fazla şampuan almak için pompaya basıyor ve şampuan gelmiyor…Bir iki deneme sonrasında bana soruyor. “Yeden gemiyo anne? Yeden şampoan çıkmııoo?” İşte asıl zekiliğim burada devreye giriyor; “Bozulmuş herhalde Dorukcuğum, bak çalışmıyor, sonra bakarız buna.” diyorum ve yeniden elinden şampuanı alıp köşeye koyarak havlusunu almak için arkamı dönüyorum. Doruk’a bir şey “bozuk” denir mi?? Sen hiç mi tanımıyorsun çocuğunu be kadın! Kapının arkasındaki havluyu almak için arkanızı döndüğünüz süreyle geri dönmeniz arasındaki süre ne kadar olabilir ki bir düşünün! Elimde havluyla döndüğümde Doruk elinde yarısı boşalmış şampuan şişesiyle “Annee baaaak, ben onu tamiy ettimmm, içinden şampuan çıkıooo aaatık anne” diyor!!! Yani sadece bir saniye içinde mi? Yani ben sadece arkamı döndüm, bu kadar mı çabuk!!! Gördüğüm manzara şu; madem şampuanın pompası bozuk o zaman benim oğlum onu “tamiy” etmek için şampuanın pompasının kapağını açmış ve tabii ki deee içinden şampuan çıkmışş!!! Çözüm odaklı bir yaklaşım tamam ama ben zaten sırf bu sahne yaşanmasın diye “bozulmuş” dememiş miydim!? Şimdi sırf ben öyle dedim diye mi yaşandı bu sahne yaniii!!!

Başka bir akşam uyku öncesi kitap okuyorum ona, hani yavaş yavaş gözleri kapanacak uyuyacak diye hayalim. Ama nerdeee…Her cümlemin arkasından “Yeden öyle demiş?”, “Yeden gitmemiş?” şeklinde sorular geldiği için uyuyacağına tam tersine iyice cin gibi oluyor sanki. “Uyuyacağı yok bu çocuğun, bari ben uykum geldi numarası yapıp yatayım da o uyusun” diye düşünüyorum ve hikayenin sonunu bağlayarak “Çok uykum geldi anneciğim, ben yatıyorum.” diyorum. Seninki alıyor kitabı eline “Annee sen şok yoyulmuşsun bugüünn, sen uyu ben sana kitap okuycam” diyor!!? Ama needen?!!! Neden sürekli kendi kurduğum cümle bana geri geliyor ve beni alt ediyor?!!

Bilir Kişi

Bir kitap yazsınlar adı da “Çocukça Sorulara Büyükçe Cevaplar” olsun mesela. Belki de vardır bu tarz bir kitap bilmiyorum. Bir araştırmalı…

Geçen sabah puzzle yapıyoruz, 6:30’da pijamalarımızla…Neyse deneye deneye, konuşa konuşa, anlata anlata buluyoruz parçaları…Son parçayı da koyduktan sonra bana dönüp yaptığımız puzzle’ın parçalarını kastederek “Annee bunlayı yeden kesmişler?” diye soran bir çocuğa ne demeli mesela? Ya da uyusun diye şarkı söylerken tam da gözleri kapanmak üzereyken kafasını kaldırıp “Söyleme anne söyleme, uyuycak gibi oluyoum!” diyen bir çocuğa nasıl cevap vermeli?!!! Arabada hep birlikte giderken annesiyle babasının kendi aralarındaki konuşmasını keserek arka koltuktan avaz avaz bağırarak “Babacığımmm, diyeksonu iki elinle tut baba, kaza yapaysın.” diyen çocuğa şaşırdığını belli mi etmeli yoksa normal bir şey diyormuş gibi mi yapmalı? Hep birlikte yemek yerken tabağını eline alan ve elinde tutarak yemeğini yemeye devam eden annesini “Anneciğim tabaanı masaya koy, elinden düşer, buyası pislenir.” diye uyaran çocuğa aferin mi demeli yoksa gülüp geçmeli mi? Ya da elinden evinin koltuğuna düşen elmayı alıp ağzına attığın anda “Anne yıkaaa, onu yıkaa düştü.” diye annesine ayar çeken çocuğuna karşı mahcubiyet hisseden anne ne yapmalı? Kızakla yokuş aşağı kayarken annesi onu azıcık kayak pistine doğru götürünce annesine “Anne buyası benim için tehlikeli diil miiii?” diye soran çocuğa “Evet tehlikeli aslında ama bir şey olmaz oğlum mu demeli? Yoksa çocuğun lafını dinleyip karizmayı da çizdirip oradan gitmeli mi? Bunların hepsinin cevabı yazsın bu kitapta….Açıp bakalım neyse onu yapalım biz de… Annelik her konuda “bilir kişi” ilan edilmek demek mi? Bay Yanlışla Doğru Ahmet gibi hissediyorum kendimi bazen. Çocuk neye elini atsa ” ııı ıııhhh yine yanlış yaptınız Bay Yanlış…” şeklinde buluyorum kendimi…Eee bu formatında çocuk yetiştirirsek çocuklarımız da başımıza Doğru Ahmet kesilirler tabii… Ama iyi de ne yapacaksın Doğru Ahmet modelini uygulamadan? Hadi tamam öğretiyorsun o kadar sonra bu çocuk denilen cingöz ne yapıyor, senin öğrettiğin şeyleri kullanarak senin açıklarını yakalıyor. Bu adil mi peki? Sen tüm bildiğini öğret, saçını ona süpürge et sonra o çırak senin açıklarını yakalayarak yüzüne vursun. Hak mı bu? Sanırım her annenin “Çocukça Sorulara Büyükçe Cevaplar” kitabı kendine ait…Ama yine de merak ediyorum siz neler yaşıyorsunuz çocuğunuzla? Onların sorularına nasıl cevaplar veriyorsunuz? Anlatsanıza bana?

Annemden Hikayeler


cropped-img_40451.png

“AnnemdenHikayeler” 2012 yılının Ocak ayında birden, hiç planlamadığım bir şekilde ortaya çıktı. O zaman henüz 2 yaşında olan oğlumu her gün evde bakıcımızla bırakırken yaşadığım ikilemler beni içimdekileri kaleme almaya itti…

Bu blog belki böyle başladı ama zaman içerisinde çok şey değişti… İlk blog yazmaya başladığımda yedi aylık bebeğiyle New York’tan İstanbul’a yeni dönüş yapmış ve tekrar iş hayatına atılmanın heyecanını yaşarken bir yandan da bebeğini evde bakıcı ile bırakmanın endişelerini duyan acemi bir anneydim. İkinci oğluma 7 aylık hamileyken yeniden Amerika’ya gidişimizle bu kez iki çocukla hiç destek almadan çocuklarını kendisi büyüten, büyütürken de olgunlaşan bir anne oldum. Amerika’dan Türkiye’ye döndükten sonra yeniden iş hayatına atılıp bu kez geride iki çocuk bırakan ama eskiye göre az buçuk daha tecrübeli, daha sakin, daha kendinden emin birine dönüştüm. Şimdilerde ise Riyad’a taşınmamızla çocuklarımla her anın tadını çıkarmanın derdindeyim…

Bu blogu oğullarıma yılların şahitliğini yapsın diye, benim ağzımdan yaşamımızdaki detayları onlara unutmadan aktarabilmek için yazıyorum…