Tatil Bana Tatil Sana Tatil Ona

1 Mayıs kesinlikle Doruk’un tatiliydi! Hafta sonu kavramını yeni yeni öğrenmeye başlayan bir çocuk olarak daha 1 gün önce “hafta sonu” diyerek işe neden gitmediğimizi izah etmemizin ardından 1 gün sonra yine anne babasını yanında görünce devreler karıştı biraz tabii…. Hoş benim bile karıştı! Tatil Salı gününe denk gelince bu hafta Pazartesi gününü Cuma, Salı gününü Pazar, Çarşambayı yani dünü de Pazartesi gibi hissederek yaşadım! Mesela bana göre hissiyat olarak bugün Salı ama aslında Perşembe tabii! Neyse… Sabah uyandığımız gibi soru amirinin sorularıyla güne başladık; “Baba sen gitmiycen mi?, Gül Abla (bakıcımız) gelmiycek mi?” “Anne işe gitmiycek mi?” dedi ve cevaplar hoşuna gidince “Ayabayla hep birlikte dışayı çıkayalım mı?” diye buyurdu… Fikir güzeldi, bu sebeple kahvaltımızı bile etmeden attık kendimizi dışarı… Günü geçirmek üzere Belgrad Ormanı’na gittik. Arabada giderken keyfi yerindeydi… Arka koltukta kendi kendine şarkılar söylüyor, sürekli bir şeyler anlatıyordu…

Sonra hep birlikte harika bir kahvaltı yaptık…Güneş içimizi ısıtıyordu…

Her çocuk gibi o da oyun parkları nerede olursa olsun hemen parmağıyla işaret ederek “Anne oyaya gidielim mi?” diye başladı. Kahvaltımızı zor ettik zira hiç susmadan bu soruyu soruyordu… ” Anne gidelim mi?” “Gideceğiz Dorukcuğum, çayımı içeyim”, “Gidelim mi Anne?” “Gideceğiz oğluşum, biraz sabredebilir misin?” “Sabyedebilirim anne, gidelim mi?” !?&%++!!??

Biraz kaydıraktan kaydı…

Biraz sallandı…

Biraz spor yaptı…

Biraz etrafta turladı…

Çok mutluydu…Oradan ayrılmak istemedi, giderken ağladı. Ağlarken “Hep buyaya gelelim mi anne?” diyordu… Sonra yolda uyuya kaldı… Öyle güzel bir gün geçirmiştik ki sanki uyurken bile mutluydu… Onun minicik dünyasındaki eğlenceleri işte bu fotoğraf karesindekiler kadardı… Hayattan tek beklentisi annesi babası yanında olsundu… Eee bir de yanında oyun parkı olursa dünyalara bedeldi!

Kadın Dediğin

3 günlük hafta sonu tatilimiz sırasında kaldığımız otelde 8 aylık, hadi bilemedin 10 aylık bebeğiyle bir kadın gözüme takılıyor. Bayan olukça hoş, zarif, sade ama bakımlı. Üzerine bir o kadar da zayıf! İçimden “daha doğum yapalı maksimum 10 ay olmuş, kadın kendini hiç bırakmamış valla helal olsun manken gibi” diye geçiriyorum. Aynı gün kadını kucağındaki bebek artı elinden tuttuğu 2- 2,5 yaşlarında başka bir çocukla daha görüyorum…”Hımmm demek ki kadının 2 tane çocuğu varmış; o zaman ekstra helal olsun diye” bayanı iç dünyamda taktir edip başka bir yere koyuyorum. Neyse akşam oluyor, yemek vakti; tabağımı doldurmuşum, mutlu mutlu masamıza doğru ilerliyorum. Ne de olsa bütün gün kayak kaymışım, çok enerji sarfetmişim. Eee bu yemek de benim hakımmış… Bu sırada gözüm boy boy 4 tane çocuğun olduğu yuvarlak büyük masaya ilişiyor. “Vay be 4 çocuk…” diye düşünürken o 4 çocuğun yani hepsinin birden bu benim yakın takibe aldığım bayanın olduğunu farkediyorum ki bu benim olayı taktir etme aşamasından, saygı duyma ve hatta daha ileri giderek gıpta etme boyutuna çıkarıyor. Farkındayım “gıpta” dedim zira hiçççç kıskanmıyorum!!! Bende moral sıfır! Kadından 4 tane birbirinden güzel çocuk çıkmış ama kadın hala manken ötesi ve gerçekten de çok hoş diye düşünüp hala içten içe gıpta ediyorum. Kıskanmak mı? Yok canım ne alakası var sadece gıpta (!) ediyorum ben. Beyaz teni, kumral saçları, vücut yapısı ve inceliği ile Rusları anımsatıyor bana. Kendimi rahatlatacağım ya “kesin o Rustur, Rus” diye geçiriyorum içimden. Kadının 4 çocuk sahibi olduğu halde formda olmasına moralim bozuluyor bozulmasına ama Allahıma bin şükür ki tabağımdaki yemeği de yarım bırakmıyorum! Neyse ki kadının Rus olduğuna kendimi oldukça inandırdığım için içten içe rahatlamış haldeyim. “Ne yapayım canım, genlerimize de müdahale edemem ya alalala” diyorum. Ohh bana bir iç huzur, bir iç rahatlık… Ertesi gün odamıza çıkmak için asansör beklerken kadın yanımdan konuşarak geçiyor. Elinde en küçük bebeğiyle yanındakilere bir şeyler diyor; TÜRKÇE!!! Kulaklarıma Türkçe cümleler çalınıyor ama hiç konduramıyorum, baksanız gerçekten bu kadın Rus olmalı derseniz. Aksan filan da yok. Bildiğiniz Türkçe konuşuyor! Al sana bir yıkım daha! Demek ki neymiş diyorum; kadın dediğin 4 tane çocuk da yapar, manken gibi formda da olur, güzel de görünür, bakımlı da olur, üzerine o 4 çocuğunu alır tatile de çıkar… Akşam yatarken aklıma takılıyor yine, düşünüyorum; “Yok yok….Kesin anneannesi ya da baba tarafından birileri filan Rustur canım Rus…”